Vergi Artışlarının Etkileri Dolaylı ve Dolaysız Vergiler Aflar ve Amerikanın Gıcıklığı

Konumuz Vergi Artışlarının Piyasa üzerindeki Etkileri, Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Anayasa Karşısındaki Durumu, Süreklilik arz eden Aflar ve Yapılandırmaların İşveren açısından yarattığı etkiler ve Amerikanın Gıcıklığı 🙂

Başlık uzun ama korkmayın bir solukta okuyacağınıza eminim 5 dk sabır 🙂

Vergi Artışı ve etkilerinden girizgahı yapayım;
Türkiye’de Kurumlar Vergisi oranı %33 (%30+3Fon) iken 2006 Yılında %20 ye düştüğünde 13 puanlık ciddi düşüş bile önceki sene toplanan vergi ile sonraki sene toplanan vergi arasında ciddi bir vergi farkı yaratmadığını belirterek yazıya başlamak istiyorum.

Yazıma bu örnek ile başlamamın nedeni; Vergi mükelleflerinin vergisini düzenli tahakkuk etme ve ödeme isteğini açık ve net olarak göstermektir ve görünen o ki, vergiler ne kadar makul seviyelere çekilir ise tahakkuk etmede ve ödemede o kadar disiplin ve kayıp kaçak önlenmiş olacaktır. Aksi takdirde son dönemde olduğu gibi,  Asliye Ceza Mahkemeleri Vergi Usul Kanununa muhalefet olan ve bir türlü sonu gelmeyen vergi davaları gündemden düşmeyecek ve tüm sistemler gibi hukuk sistemi dahi bu sorunlardan etkilenen taraf olarak karşımıza çıkmaya devam edecektir.

Türkiye’de hali hazırda toplanan vergilerin büyük bir kısmını oluşturan dolaylı vergilerin; OECD ülkelerinde uygulamada olan dolaylı vergilerin cok üzerinde olması bir yana; 26.09.2017 de açıklanan yapım işlerindeki tevkifat oranındaki artış, 27.09.2017 de açıklanan M.T.V. artışı, Gelir Vergisi dilimlerinde öngörülen oran değişikliği ile %27 lik oranın %30 a çıkartılması ve önceki aylarda yapılan yeni hamle ile 2018 yılında bizleri bekleyen emlak vergisi ve benzeri alanlardaki ciddi artışlar hükümetin bundan sonraki süreçte bu oranın düşürülmek için değil daha da arttırmak için çalışmalar içinde olduğunu göstermektedir. Unutmamak gerekir ki “Dolaylı Vergiler Tüketimi, Dolaysız vergiler ise Geliri Hedef almaktadır.”
Aslında Dolaylı Vergilerin Dolaysız vergilere oranla az olması gerekliliğini Verginin Anayasası olan 73 maddeyi inceleyerek de bulabiliriz. Anayasamızın 73. Maddesi der ki;  “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Peki Dolaylı Vergiler Anayasanın 73. Maddesindeki “mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür” bölümüne ne kadar uyuyor? Sizleri fazla boğmadan güncel bir örnekleme ile kafalardaki bu soruyu cevaplamak istiyorum: Mali Gücü Aylık 3.000.-TL Yıllık 36.000,00.-TL olan biri ekmek aldığında ödediği K.D.V. oranı ile Yıllık geliri 36.000.000,00.-TL olan kişinin ödediği vergi farklı mı? Ya da Benzin istasyonuna girdiğimizde Mali Gücüm şudur ben benzini devletin benzin üzerinden aldığı vergi oranının %50 sinden ödeyeceğim diyebiliyor muyuz?
Hatta Toplanan Gelir Vergisinin, Toplanan Kurumlar Vergisinin 2 katından fazla olması, devletin elde ettiği gelirin Yıllık Milyonlarca TL Satışı olan şirketlerden değil de bu şirketlerde çalışanların maaşlarından kaynağında kesilerek devlete giden kesintilerden oluştuğunu ve birçok şirkette Vergi Levhasında ödenen kardan daha fazla personel stopaj ödemesi yapıldığını ve personel stopaj ödemesinin şirketin değil çalışanların maaşından kesilen aslında çalışanın devlete ödediği ancak şirketlerin aracı olduğu vergiler olduğu gerçeğini de ekleyerek olayı son raddeye getirmiş ve dolaylı vergiler ile dolaysız vergileri hafızalara kazımış olarak örneklerimi tamamlamış olayım ? Unutmamak gerekir ki sürekli alınabilir olan vergiler devletler için dolaysız vergiler olmalıdır. Ancak dolaylı vergiyi toplamak daha kolay olduğundan dolaysız vergiyi alamayan devletler bu kolay yöntemi seçebilirler.
Dolaylı Vergiler adil olmayan bir gelir toplama aracıdır ve gelir düzeyi ne olursa olsun herkesten aynı vergiyi toplamayı hedefler. Gelir Adaletsizliğinin olduğu ülkelerde bir de dolaylı vergilerde gelire bakmadan herkesten aynı vergi alınıyorsa bu Gelir adaletsizliğinin yanına bir de Vergi Adaletsizliğini doğurur.

Sürekli vergi yapılandırması kanunlarına rağmen düşüş içerisinde olan tahakkuk tahsilat oranına bakıldığında bu af ve yapılandırmaların mali disipline verdiği zararlar da net bir şekilde görülmektedir. Tabi ki devletler dönem dönem çıkmaza giren özel sektöre destek olmak ve alacağını almak için girişimlerde bulunur ancak bu bir sistematik için olur ve Kaldı ki işverenler ile direkt iletişim halinde olan biz Mali Müşavirlere işverenlerin sürekli değindiği hususlardan biri de budur.  Tahsilat yapmak için çıkarılan Af Kanunları ile günü kurtarabiliriz ancak bu algının yıkılmasının uzun yıllar alacağı gerçeğini de hiçbir zaman unutmamak gerekir.
Bütçe Açığının bu vergi artışlarında önemli olduğunu bir satır ile belirtmekte de ayrıca fayda var.

Burada şu sorular da akıllara gelmiyor değil : Devlet Bütçe açığını vergileri arttırarak kapattı diyelim. Peki bu artışlar sonrasında etkilenecek ve ödemeyi yapmak zorunda kalacak olan şirketler ve vatandaşlar kendi gelir gider ve nakit akış dengesini nasıl sağlayacak?

Vergilerdeki artışın işyerlerinin ve tüm çalışanların bütçe planlamasında önemli bir yer tutacağı gerçeğinden yola çıkarak tüketim talebinde daralmaya gidilmesinin kaçınılmaz olduğu ve piyasada net bir daralmaya sebebiyet vereceği düşüncesindeyim. İhracattaki artış bunu bir nebze rahatlatabilir ancak 2017 yılı için hedeflenen 170 Milyar Dolar seviyelerine dahası sıçramak istenen 200 Milyar Dolar seviyelerine bu şartlarda ulaşılıp ulaşılamayacağı da ayrı bir merak konusu olmaktadır. Umarım Ulaşırız İhracat Önemli 🙂  Tabi ki Katma Değeri olan ürünlerin ihracatı. 3 birime ihraç ettiğimiz ham maddeyi işlendikten sonra 30 birime ithal ettiğimizde cari açığa nasıl bir etkisinin olduğu herkesin malumudur.

Konuyu oraya buraya fazlaca çekiştirmeden sadete gelirsek,

Ekim Ayında 2018 Yılı Butcesinin açıklanacak olması ve iki haftalık bir süre kalmışken açıklanan artışlar ile gelir gider dengesinin giderler tarafında kısıtlamaya gidilmesinin takip edebildiğim kadarıyla açıklanan önlemler ile cok mümkün görülmemesi Maliye Bakanlığını bütçe dengesindeki gelir tarafının arttırılmasına itmiştir.

Dünyanın başka bir ucunda, Amerikan Hükümeti, tam da  T.C. Cumhuriyetinde yeni vergi oranlarının açıklandığı sırada %35 olan Kurumlar Vergisini %20 ye düşürdüğünü açıkladı. Dertler farklı, alınan pozisyonlar farklı. Olmayan enflasyonlarını nasıl arttıracaklarının derdine düştüler besbelli.

Şimdi bu yazıya iki taraflı da bakabiliriz:

  1. Amerika Vergi Oranını Düşürdü Biz Arttırdık. Şimdi Amerika’da olmak vardı
    2. Amerika Bizim 2006 da yaptığımız şeyi yeni yaptı 10 Yıl geriden takip ediyor hey yavrum hey

Amerika farklı bir Dünya katılıyorum ancak tam vergi artışları yaptığımız günün arkasında bunu yapmış olmalarının arkasında bir bit yeniği arasak yeridir. Gıcık Herifler ?
Kazancınız Bol, Verginiz Makul Seviyede Olsun.
Umarım sıkmamışımdır 🙂 Buraya kadar geldiğiniz için Teşekkürler iyi ki varsınız 🙂

Saygılarımla
S.M.Mali Müşavir
Serkan ATASOY

Paylaş
Önceki İçerikTAKDİM TEHİR NEDİR ?
Sonraki İçerikDaha Az Motorlu Tasıtlar Vergisi Nasıl Odenebilir
Serkan ATASOY Kimdir: 1981 Ardahan Doğumlu olan Kurucu Yöneticimiz Mali Müşavir Sn. Serkan ATASOY (Çok soran oluyor diye yazalım soyadı değişikliğine gitti yani birçoğunuzun yakından tanıdığı Nam-ı diğer Serkan TAVŞAN) Grubumuzun Kurucu Yöneticisidir. 14.09.2007 de hayal ettiği mesleğin önemli bir eksiği olarak gördüğü, yardımlaşma, birlikte mücadele, meslektaşı ayrışmadan uzak tutup, paydayı sadece meslek ve meslektaş alacak bir anlayış ile meslektaşın bir arada kalmaktan mutlu olabileceği, aslında herkesin çalışma ortamlarında dertlendiği konularda yalnız olmadıklarını görebileceği, Anadolu tabiriyle damdan düşenin halinden damdan düşen anlar diye düşünerek mesleki yardımlaşmayı artırmayı hedeflediği hikaye bugün bu ortalama 150-200.000 civarı meslektaşa (Site, Facebook Grup, Sayfalar, İnstagram, Twitter, Linkedin, Youtube derken ) dokunanan bir oluşum haline gelmiştir. 2008 Yılından beri Mali Müşavirlik yapmakta olan Sn. ATASOY Yüksek Lisans Mezunu olup, Sırası ile Muhasebe Bürosu sonrası farklı sektörlerdeki Kobi ve Büyük Ölçekli firmalarda yöneticilik yapmış ve çok uzun yıllardır Uluslararası firmalar ile çalışmaktadır. Mesleki Mücadelesinde felsefesini sorduğumuzda ise şöyle açıklamaktadır: Bizler Mesleğimizi icra ederken müşterilerimizin işlerini canhıraş şekilde yapıyor belki de kendimizden tavizler veriyor ve genelde maalesef ki günü kurtarmaya çalışıyoruz. Aslında müşterilerimizin işleri dışında biraz da icra ettiğimiz mesleğimizin mücadelesinin içinde olup emek sarf edebilirsek ve bunu hep birlikte yapabilirsek o zaman önümüzde hiçbir güç duramayacaktır. Unutulmamalıdır ki eğer bu meslek olmaz ise biz bu müşterileri bulamaz ve bu paraları kazanamayız evet müşterilerimize gereken hizmeti mesleki etik kurallar ve gerektiği kadar vereceğiz ama sadece bunu yapar çekilir ve mesleki mücadeleden uzak durur isek zaman içerisinde yapacağımız bir meslek de kalmayacaktır. Düşüncesinin devamında her geçen gün büyüyen bir grup ile güçlü meslek ve güçlü meslektaş hayaline her geçen gün daha da yakınlaştığını düşünüyor ve daha güzel günler için tüm meslektaşları büyük küçük demeden mücadeleye davet ediyor. https://www.twitter.com/serkan__atasoy https://www.facebook.com/serkantavsan https://www.instagram.com/serkan__atasoy