SİGORTALININ VEFATI SONUCU VERGİ KANUNLARI, TÜRK TİCARET KANUNU, BORÇLAR KANUNU VE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNCA YAPILACAK İŞLEMLER REHBERİ

Bİ REKLAM ARASI :) MBT Teknoloji

SİGORTALININ VEFATI SONUCU VERGİ KANUNLARI, TÜRK TİCARET KANUNU, BORÇLAR KANUNU VE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNCA YAPILACAK İŞLEMLER REHBERİ

Değerli Okurlar,

Sigortalının vefatı halinde hem Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık sigortası hem de diğer kanunlar yönünden yapılacak işlemler açıklanmıştır.

Veraset İntikal Vergisi Yönünden=

Öncelikle Veraset İntikal beyannamesinin verilebilmesi için ölenin mirası redetmemiş kanuni mirasçılarının olması gerekmektedir. Bu nedenle Kanuni mirasçı nedir ve kimler kanuni mirasçıdır konusuna değinmek gerekiyor. Vefat eden ve miras bırakan kişiye muris denir. T.Medeni kanununun 495 ile 501 maddelerine kadar olan kısımlarında ise kimlerin kanuni mirasçı yani mirasbırakandan kalan mülkiyete mevzu olabilen menkul ve gayrımenkul ile diğer hak ve alacaklarını bıraktığı kimseleri kapsamaktadır. Buna göre ; Medeni Kanunun 495. Maddesinde Kan hısımları Altsoyları açıklanmıştır.

Maddeye göre miras bırakanın birinci derecede mirasçıları, onun alt soyudur. Çocuklar eşit olarak mirasçılardır. Miras bırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla altsoyları alır denmekte, 496. Maddesinde ise Altsoyu bulunmayanmiras bırakanın mirasçılarının ana ve babası olduğu ve onların alt soylarının oluşturduğu, miras bırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi alt soylarının alacağı. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde ise bütün mirasın diğer taraftaki mirasçılara kalacağı belirtilmiştir. Medeni kanunumuzun 497. Maddesinde ise Büyük ana ve büyük babanın da altsoyu, ana ve babası bulunmayan miras bırakanın büyük ana ve büyük babalarının kanuni mirasçı olabileceği belirtilmiş; 498. Madde de Evlilik dışı hısımları, 499. Madde de sağ kalan eşin ise birlikte bulunduğu zümreye göre miras bırakana hangi oranlarda mirasçı olacağı belirtilmiş, 500. Maddesinde evlatlarının ve 501. Maddesinde de mirascı bırakmaksızın ölen kimselerin mirasının Devlet olacağını belirtilmiştir. Veraset İntikal beyannamesi reddi miras (Türk Medeni Kanunu’nun 609/2 maddesi gereğince mirasın reddi, kayıtsız ve şartsız bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Mirasın reddi, miras bırakanın geride bıraktığı terekesinin paylaşımında pay ve paydaşlık açısından değişiklik yaratacaktır) denilmekte ve Türk Medeni Kanunun 606 Maddesine göre Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlayacağı belirtilmektedir. Bu durumda mirası redetmemiş kanuni mirasçılar Veraset İntikal beyannamesini topluca verip ayrı ayrı imzalamak veya kanuni mirasçılar tek başına hisseleri oranında da beyanname verebilmektedirler.Burada önemli bir konu Vekaletname ile Veraset İntikal beyannamesi verilse bile ilgili Vergi dairesi mirasçının kendisini davet ederek beyannameyi bizzat kendisinin imzalalaması istemelidir.

Sigortalılık statüsü ne olursa olsun vefat eden sigportalının vefatı sonrasında adına kayıtlı taşınır veya taşınmazı varsa 7338 Sayılı Veraset İntikal vergisi kanununun 6.7.8 ve 9. Maddesine göre en son ikametgahının bağlı bulunduğu vergi dairesne ölüm tarihini takip eden dört ay içinde, Muris yabancı bir Ülkede ise Türkiyede en son ikametgahının bağlı bulunduğu Vergi Dairesne ölüm tarihinden itibaren altı ay içinde ve vefat eden sigortalı başka bir memlekette murislerde o memleketin dışında başka bir Memlekette ikamet ediyorlarsa vefat tarihinden itibaren sekiz ay içinde veraset ve İntikal vergisi beyannamesi verilmesi gerekmektedir. Vefat eden sigortalının beya edilecek herhangi bir menkul veya gayrımenkulü yoksa beyanname verilmesine gerek bulunmamaktadır.

Vefat eden sigortalının varislerince beyan edilen mallara ait matrahı vergi usul kanununa göre bulunan değerleridir. Ancak 7338 sayılı kanunun 12. maddesine göre Veraset yoluyla vukubulan intikallerde murisin ihticaca salih vesaike müstenit borçları ( Öztürkçesi Bir konuyu meseleyi hüküm vermeye elverişli şekilde delillendirmek şartıyla) ile vergi borçları tenzil olmaktadır. Vefat eden sigortalı 4/b kapsamında kendi nam ve hesabına ticari, zirai, Serbest Meslek sahibi gerçek veta basit usul mükellefi ise veya şirket ortağı ise murise ait varsilerce ilk tarhiyata esas olmak üzere veraset intikal vergisine mevzuu olan mallar değerleme ölçülerinden faydalınılarak belirtilmeyenler ise Vuk.nun servetleri değerleme ile ilgili ticari sermayenin ve öz sermayenin tespiti açısından kanunun . Bölümündeki esaslar dahilinde tespiti gerekmektedir.

Bu nedenle 1.Gayrimenkullerin Beyanı =

1/1/1983 1/1/1983 tarihinden önce veraset yolu ile veya ivazsız bir şekilde intikal eden gayrimenkullerin ticari işletmeye dâhil olsun veya olmasın rayiç bedelle (gayrimenkulün değerleme günündeki alım satım değeri), 1/1/1983 tarihinden sonra veraset yolu ile veya ivazsız bir şekilde intikal eden gayrimenkullerin ise ticari işletmeye dâhil olsun veya olmasın ölümün veya ivazsız intikalin meydana geldiği yıla ait emlak vergisine esas olan değerle beyan edilmesi gerekmektedir. .

2. Ticari Sermayenin Beyanı =

Bilanço esasına göre defter tutanlarda ölüm tarihinden önce gelen takvim yılı bilançosuna göre bulunacak öz sermaye, ticari sermaye olarak dikkate alınacaktır. Ancak mükellefler isterlerse ölüm günü itibariyle çıkaracakları bilançoyu esas alarak öz sermayelerini tespit edip beyan edebilir. İşletme İşletme hesabı esasına göre defter tutanlar ile kazancı basit usulde tespit edilenler ise ticari sermaye olarak murisin ölüm tarihindeki ticari varlığını beyan edeceklerdir.

3. Menkul Mallar ve Gemilerin Beyanı =

Mükellefle Mükellefler, menkul mallar ve gemileri rayiç bedelleri ile beyan edeceklerdir. Rayiç bedel, normal alım satım değeridir. Bu nedenle, mirasa dâhil menkul mallar ve gemilerin ölüm tarihindeki normal alım satım değerleri ile beyan edilmesi gerekir.

4. Esham (Hisse Senetlerinin) Beyanı = Ticari sermayeye dâhil olsun veya olmasın hisse senetleri, borsada kayıtlı ise ölüm tarihinden önceki son 3 yıl içinde borsada gördüğü en son işlem değeri ile değerlenmektedir. Bu nedenle, veraset ve intikal vergisi mükellefleri, kendilerine veraset yolu ile intikal eden veya ivazsız suretle edindikleri hisse senetlerini, bunlar borsaya kayıtlı ise ölüm tarihinden önceki son 3 yıl içinde gördüğü son işlem değerini; borsada kayıtlı olmakla birlikte son 3 yıl içinde işlem görmemişse veya borsada kayıtlı değilse, üzerinde yazılı değerlerini beyan edeceklerdir.

5. Tahvilatın (Borç Senetlerinin) Beyanı =

Borç senetleri, Vergi Usul Kanununun 266 ncı maddesine göre itibari değerle değerlenmektedir. Buna göre, mükellefler borç senetlerini üzerinde yazılı olan değerleriyle beyan edeceklerdir.

6. Yabancı Paraların Beyanı =

Yabancı paralar, veraset ve intikal vergisi beyannamesinde borsa rayici ile beyan edilecektir. Ancak, borsa rayici yoksa Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit olunacak kura göre değerlendirilerek beyan edilecektir. 6.7. Hakların Beyanı Tescile tabi bilumum hakların değeri, tesisleri sırasında tapu siciline kaydedilen değeri esas alınarak beyan edilecektir. Tapu sicilinde bedeli gösterilmeyen haklarla, bunlar dışındaki bilumum hakların değerlendirilmesi mükellefler tarafından yapılmayacak ve bu haklar ilk tarhiyatta nazara alınmayacaktır. Beyanların nasıl yapulması gerektiği anlatıldıktan sonra vergiden istisna miktarlarını açıklarsak ,2025 Yılı Veraset ve İntikal vergisi muafiyet evlatlıklar dahil, furuğ ve eş’ten herbirine isaebet eden miras hissesinin 2.316.628 Tl. furuğ (kişinin, kız veya erkek çocukları, torunları ve onların çocukları şeklinde devam eden nesli” anlamında da kullanılır.) furuğ bulunmaması halinde ise isabet eden miras hissesinin 4.636.103 Tl. lık kısmı istisnadır. Yapılan değerlemeler ve incelemeler sonucu kesin tarhiyat sonucu tahakkuk edecek vergiler tahakkukundan itibaren 3 yılda ve her yıl Mayıs ve kasım aylarında olmak üzere iki taksitte ödenmelidir.

GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN

Vefat eden Sigortalı ister 4/a ister 4/b ister se 4/C statüsünde olsun vefatı halinde gelir vergisi yönünden incelemekte yarar vardır. Öncelikle gelir nedir dersek? Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılında elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır. Gelirin unsurları ise yedi ana başlıkta toplanmış ve bunlar,

1. Ticari Kazanç

2. Zirai kazanç

3. Ücretler,

4. Serbest Meslek Kazancı,

5. Gayrımenkul Sermaye İradı

6. Menkul Sermaye İradı,

7. Değer Artış kazancı olarak belirlenmiştir.

Vefat eden sigortalı kendi nam ve hesabına serbest meslek kazancı veya ticari,zirai kaancı olmasa da yani 4/a veya 4/C sigortalısı olsa da gelir vergisi yönünden incelediğimizde belki sahibi bulunduğu taşınmazını kiraya vermekten dolayı Gayrımenkul Sermaye İradı mükellefi ya da satın almış olduğu taşınmazı iktisap tarihinden itibaren beş yıl içinde satmaktan dolayı Değer atış kazancından dolayı adına mükellefiyet açılması gerekçesi ile gelir vergisi kanuna tabi kazanç unsurlarından birinden beyanname verme yükümlülüğ olduğu halde vefatından dolayı beyanname verme yükümlülüğüne yerine getirmemiş olabilmektedir. Bunu bir örnekle anlatmaya kalkarsak 4/c sigortalısı maliki bulumduğu taşınmazı 2024 yılında kiraya vererek GV. K.nun 21 Maddesindeki 33.000Tl.lık istisna sınırını aştığı için Mart 2025 yılında vermesi gerek Gelir vergiisi beyannamesini 22 Şubat 2025 tarihinde vefat ettiğinden bu beyanın ancak mirası redetmemiş kanunui mirasçılarınca verilmesi gerekmektedir. Yukarıda sözünü ettiğimiz örneğe göre bu beyannamenin gelir vergisi kanununun 92. Maddesi gereği ölüm tarihinden itibaren dört ay içinde verilmesi gerekmektedir. Yani 2024 yılı Gelir vergisi beyannamesi tam dönem 2025 yılı elde edilen 01/01/2025 ile 22/02/2025 döneme ait gmsi. Kazanç beyannemesi ise kanuni mirasçılar tarafından kıst dönem beyanı olaral verilmesi gerekmektedir. Şayet bu taşınmaz bir iş yeri ise ve tevkifata tabi olmayan kişilere kiraya verilmiş ise bu taşınmazdan elde edilen kira bedelinin 2024 yılı için 13bin tl aşması halinde yine mirası redetmemiş kanuni mirasçılarca gelir vergisi beyannamesi vermek zorundadırlar.

Ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü halinde ise kanuni mirasçılar tarafından işletmenin faaliyetine devam olunması ve mirasçılar tarafından işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin kayıtlı değerleriyle (bilanço esasına göre defter tutuluyorsa bilançonun aktif ve pasifiyle bütün halinde aynen devir alınması gelir vergisi kanununun 81. Maddesinin (a) maddesine göre vergilendirilmeyecek değer artış kazançları olarak değerlendirilecektir. Bunların dışında Ölüm dolayısıyla verilen tazminatlar ile yapılan yardımlar gelir vergisinden istisna kapsamında bulunmaktadır.

Kanunla kurulan sosyal sigorta kuruluşlarının ve Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi gereğince kurulan sandıkların dul ve yetimler için verdikleri tazminat ve yardımlar da gelir vergisinden istisna edilmiştir. Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde belirtilen serbest meslek erbabının, sadece kendilerinin değil kanuni mirasçılarının da telif kazançları ve ihtira beratı istisnasından yararlanabilme hakları vardır. Bu istisnadan yararlananlar için 94 üncü maddeye göre tevkif edilen vergi nihai vergi olmakta ve ilgili maddedeki faaliyetlerinden dolayı beyanname verme yükümlülükleri bulunmamaktadır.

BEYAN EDİLEN VERGİNİN ÖDENMESİ Memleketin terki ve ölüm gibi mükellefiyetin kalkmasını gerektiren haller dolayısıyla beyan üzerine tarh olunan vergiler beyanname verme süreleri içinde ödenir. Bununla birlikte, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereğince teminat gösterildiği takdirde, vergiyi ödeme süresi ilgili vergi kanunu uyarınca belli edilmiş taksit süresine kadar veya taksit süresi geçmişse söz konusu taksitin beyanname verme süresinin sonundan itibaren 3 ay uzatılması gerekmektedir.

Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20 nci maddesine göre, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin ölüm nedeniyle eş ve çocuklar tarafından devralınması halinde de genç girişimcilerde kazanç istisnasından yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

Gelir Vergisi Kanununun 47 nci maddesinde düzenlenen basit usulün genel şartlarında, iş sahibinin vefat etmesi halinde dul eşin veya küçük çocuklarının adına işe devam edilmişse bunların işin başında bilfiil bulunmamaları söz konusu şartları bozmayacaktır. Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinde vergilendirilmeyecek değer artış kazancı düzenlenmiştir. Buna göre ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü halinde kanuni mirasçılar tarafından işletmenin faaliyetine devam olunması ve mirasçılar tarafından işletmeye dâhil iktisadi kıymetlerin kayıtlı değerleriyle bilanço esasına göre defter tutuluyorsa bilânçonun aktif ve pasifi ile birlikte aynen devralınması halinde değer artışı kazancı hesaplanmayacak ve vergilendirilmemektedir.

VERGİ USÜL KANUNU YÖNÜNDEN

Vergi Usul Kanununun 12. Maddesine göre Ölüm halinde mükellefin ödevleri, mirası redetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan her biri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olur denilmektedir. 16. Maddesinde ise Vergi kanunlarında hüküm bulunmayan hallerde ölüm dolayısıyla mirasçılara geçen ödevlerin yerine getirilmesinde bildirme ve beyanname verme sürelerine üç ay ekleneceği belirtilmiştir. Yine aynı kanunun112. Maddesinin 2. Bendine göre ölüm gibi mükellefiyetin kalkmasını mucip haller dolayısıyla beyan üzerine tarh vergilerin beyanname süreleri içinde ödeneceği, İkmalen re’sen veya idarece tarh olunan vergilerin tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. 164. Maddesinde Ölümün işi bırakma hükmünde olduğu ve ölümün mirası redetmemiş mirasçılar tarafından vergi dairesine bildirmesi gerektiğive mirasçılardan sadece birinin bildirmesinin yeterli olacağı belirtilmiştir.

Ölüm işi bırakma hükmünde olduğuna göre mirası redetmemiş kanunui mirasçıların işe devam etmesi halinde defter tasdiki nasıl olacaktır? 2001/1 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu İç Genelgesinde; “… murisin ölümünden itibaren mirasçıların aynı işe aralıksız devam etmeleri halinde, ölüm tarihinin muris için işi bırakma, mirasçıları için ise işe başlama olarak kabul edilmesi, işe devam edecek olan mirasçıların ölüm tarihini takip eden 1 ay içinde bildirimde bulunmaları durumunda bildirimin zamanında yapıldığının kabul edilmesi ve mirasçıların mükellefiyetlerinin murisin ölüm tarihinden itibaren tesis edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan Vergi Usul Kanununun 257 nci maddesinde yer alan yetkiye istinaden, murisin mevcut defter ve belgelerinin ölüm tarihini içeren hesap dönemi sonuna kadar işe devam eden mirasçılar tarafından kullanılması uygun görülmektedir.

Bu durumda, murisin faaliyetine yönelik hesaplarının ölüm tarihi itibariyle kapatılması ve işe devam eden mirasçıların hesaplarının ise yeniden açılması gerekmektedir.

Ayrıca, işe devam eden mirasçıların söz konusu hesap döneminin son ayı içinde yeni hesap dönemi için kendi adlarına defter tasdik ettirmeleri ve usulüne uygun olarak belgelerini anlaşmalı matbaalara bastırmak veya notere tasdik ettirmek suretiyle kullanmaları gerektiği ise tabiidir.” denilmektedir. Murise ait işyerinde kullanılmakta olan 246 seri nolu VUK Genel Tebliği gereğince işi terk eden mükellefin kullanılmayan belgeleri vergi dairesi marifetiyle imha edilir.

Uygulamada çoğu zaman bu durum muktezalarla netlik kazanarak yürütülmektedir. Örneğin Maliye Bakanlığının 14.03.1997 tarih ve B.07.0.GEL.0.40./4006-200/10730 sayılı muktezasında: yasal mirasçıların henüz belli olmaması halinde vergisel ödevlerin mahkemece atanmış kayyım tarafından yerine getirileceği ve muris adına olup kullanılmamış belgelerin kayyım adına yaptırılacak yeni kaşenin vurularak kullanılabileceği mümkün görülmüştür.

Ölen mükellef adına kullanılan ödeme kaydedici cihazlar ise, mirasçılar tarafından 1996/1 sıra nolu KDV Mükelleflerinin ÖKC Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında İç Genelge uyarınca mali hafızası değiştirilmeksizin vergi dairesince mali bilgilerinin tespit edilmesi, cihaz üzerinde yapılacak mükellefiyet bilgileri düzeltmesi ve yeni levha çıkartılması gereklilikleri çerçevesinde kullanılabilmesi uygun görülmüştür. Vergi Usul kanunu yönünden son hüküm ise Vuk.nun 372. Maddesine göre ölüm halinde cezaların düşeceğidir.

6183 SAYILI KANUN YÖNÜNDEN

6183 Sayılı kanuna Genel Kamu kurum ve kuruluşların yani Kamuya ait borçların takip ve tahsilinin sağlanması için düzenlenmiş kanuna göre Sigortalının kamu borcu varsa Öncelikle mirası redetmemiş kanunu mirasçılar 6183 Sayılı Kanunun 7. Maddesine göre borçlunun ölümü halinde mirası redetmemiş mirasçılar hakkında bu kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlunun ölümünden evvelbaşlanmış muamelelere devam olunacağı, Terekenin bir Mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren hallerin bu hükmün dışında tutulacağı ve mirasın tutulan defter mucibince kabulu halinde mirasçı deftere kaydedilmemiş olsa dahi Amme alacağından mirastan kendisine düşen miktar mesul olacağı ve defter tutma muamelelerinin devamı müddetince satış yapılamayacağı belirtilmiştir. Aynı kanunun 50. Maddesinde ise borçlunun ölümü halinde terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün için takipten geri bırakılması bitiminde ise terekenin yani ölen kimseden kalan herşeyin amme borçları için takibata devam olunacağı ve mirasçılar mirası kabul ve red etmemişlerse bu hususta Medeni kanundaki muayyen müddetler geçinceğe kadar takibat işleminin geri bırakılacağı belirtilmiştir. Aynı kanunun 104 maddesinde ise terekenin tasfiyesi dolayısıyla hakkında takibat yapılmasına imkan yoksa bu hallerin devamı müddetince zamanaşımının işlemeyeceği belirtilmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden

Mükellefin ölümü halinde, KDV beyannamesinin verilme süresine 3 ay eklenir. Üç aylık vergilendirme dönemine tabi gerçek usulde vergilendirilen KDV mükellefi 15 Eylül 2024 tarihinde öldüğünde, ölüm tarihine kadar olan döneme ait yani 1 Temmuz -15 Eylül 2024 dönemine ait KDV beyannamesi, 1 Ekim 2024 ile 26 Ocak 2025 tarihleri arasında verilir. Beyanname verme süresinin son günü 26 Ocak 2025 tarihidir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun (17/4-c) maddesi ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesi kapsamında yapılan devir işlemleri KDV’den istisna edilmiştir. Buna göre, Gelir Vergisi Kanununun 81 inci 36 maddesinde gelir vergisine tabi tutulmayacak değer artış kazançları kapsamında yer alan ve mükellefiyeti sona eren işletme tarafından yeni işletme veya şirkete devredilen bütün mal ve haklar için düzenlenecek faturada KDV hesaplanmayacak, Ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü halinde, kanunî mirasçılar tarafından işletmenin faaliyetine devam olunması ve mirasçılar tarafından işletmeye dâhil iktisadi kıymetlerin kayıtlı değerleriyle (bilanço esasına göre defter tutuluyorsa bilançonun aktif ve pasifiyle bütün halinde) aynen devir alınması halinde KDV hesaplanmayacaktır. Ayrıca, muris adına verilen son katma değer vergisi beyannamesinde “sonraki döneme devreden katma değer vergisi” olarak beyan edilen bir tutar bulunması halinde bu tutar, mükerrer indirime yol açmayacak şekilde indirim konusu yapılacaktır.Varisler tarafından işletmenin faaliyetinin devam ettirilmemesi halinde ise işletme aktifine kayıtlı ticari mal, demirbaş ve taşınmazlar üzerinden KDV hesaplanması, hesaplanan KDV’nin mirasçılar tarafından muris adına verilecek son dönem KDV beyannamesinde beyan edilmesi gerekmekecektir.

ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ YÖNÜNDEN

Vefat eden Sigortalı Malül ve adına kayıtylı özel tertibatlı aracı varsa Malul ve Engelliler Adına Kayıt ve Tescili Edilen Taşıtların Veraset Yoluyla İntikali Özel Tüketim Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi hükmü gereğince, ilk iktisabında istisna uygulanan kayıt ve tescile tabi taşıtların, veraset yoluyla intikallerinde ÖTV aranmaz. Dolayısıyla, taşıtın veraset yoluyla intikaline bağlı olarak müştereken bütün mirasçılar adına kayıt ve tescil edilmesi halinde, bu intikal işlemi nedeniyle ÖTV uygulanmaz. Aynı şekilde, Kanunun (7/2) maddesi kapsamında istisnadan yararlanılarak iktisap edilen araçların, ÖTV uygulanmaksızın veraset yoluyla varislere intikal etmesi ve murisin istisnadan yararlandığı tarihten itibaren 5 yıllık sürenin bitimine kadar bütün mirasçılar adına kayıt ve tescilli kalmak koşuluyla, sonradan üçüncü kişilere satışında da ÖTV uygulanmamaktadır. Ancak, söz konusu istisna kapsamında ilk iktisabı yapılan taşıtların, veraset yoluyla ÖTV uygulanmaksızın varislere intikal etmesi ve murisin istisnadan yararlandığı tarihten itibaren beş yıllık süre dolmadan varisler tarafından istisnadan yararlanamayanlara satışı veya devrinde ÖTV aranmaktadır. Öte yandan, Kanunun (7/2) maddesi kapsamında istisnadan yararlanarak araç iktisap etmiş olan malûl ve engellinin ölümü üzerine taşıtın mirasçılara intikalinden sonra diğer mirasçıların, kendi hisselerinden bir mirasçı lehine feragat etmeleri ve aracın tek bir mirasçı adına tescil edilmesi durumunda ÖTV yönünden aşağıdaki şekilde işlemler tesis edilecektir: Muristen mirasçılara sadece söz konusu taşıtın intikal etmiş olması, bundan başka mirasçılara intikal etmiş başka bir mal ve/veya hakkın bulunmaması halinde, taşıtın miras hisselerinin tek bir mirasçıya devredilmesi, devralan mirasçı açısından (kendi miras hissesine karşılık gelen kısmı hariç olmak üzere) “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp; bu işlemin, bir ivaz karşılığı yapılmış ise satım, ivazsız olarak yapılmış ise bağış olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu durumda ÖTV Kanununun 38 (15/2-a) maddesi uyarınca, ilk iktisabında ÖTV istisnası uygulanan söz konusu taşıtın ilk iktisabındaki matrah üzerinden (kendi miras hissesi karşılığını teşkil eden kısım hariç), mirasçı adına kayıt ve tescil tarihindeki orana göre ÖTV beyan edilerek ödenmesi ve düzenlenecek ÖTV ödeme belgesinin ilgili tescil kuruluşuna verilmek suretiyle mirasçı adına kayıt ve tescil işlemin yapılması gerekmektedir. Muristen mirasçılara intikal etmiş olan terekede söz konusu taşıtın yanı sıra başkaca mal ve/veya hakkın bulunması halinde, diğer mirasçıların lehine taşıt üzerindeki mülkiyet hakkından ivazsız olarak feragatini gösteren belgenin ibrazı şartıyla istisnadan yararlanılmış olan taşıtın lehine feragat edilen mirasçıya intikali “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilmekle birlikte, Kanunun (15/2-a) maddesinde yer alan düzenleme esas itibarıyla veraset yoluyla intikal eden engelli taşıtının tüm mirasçılara intikaline ilişkin olup taşıtın eden engelli taşıtının tüm mirasçılara intikaline ilişkin olup taşıtın istisnadan yararlanamayan mirasçılar arasında veya mirasçılar tarafından istisnadan yararlanamayan üçüncü kişilere devrine ilişkin bir istisna sağlamadığından söz konusu taşıta ilişkin ÖTV aranmaması için terekede yer alan diğer mal ve/veya hakların değerinin taşıtın değeri ile mütenasip olması gerekmektedir. Aksi takdirde, diğer mirasçıların vereceği feragatnameye istinaden taşıtı devralan mirasçının taşıt üzerindeki kendi mülkiyet hakkına (miras payına) karşılık gelen kısmı hariç olmak üzere bu işlem “veraset yoluyla intikal” olarak değerlendirilmemektedir. Bu durumda, diğer mirasçıların vereceği feragatnameye istinaden taşıtı devralan mirasçı tarafından, taşıt üzerindeki kendi mülkiyet hakkına (miras payına) karşılık gelen kısım hariç olmak üzere, Kanunun (15/2-a) maddesi kapsamında hesaplanan ÖTV’nin beyan edilip ödenmesi gerekmektedir. Örneğin, istisnadan faydalanılan taşıtın engellinin vefatı üzerine iki mirasçıya intikal etmesi ve mirasçılardan birinin taşıtı, diğerinin ise terekede taşıt dışındaki varlık olan beş cumhuriyet altınını alması ve bu hususta mirasçıların anlaşmaları durumunda, bahse konu cumhuriyet altınlarının toplam değeri taşıtın değeriyle orantılı olmadığından, feragatname 39 düzenlense dahi, terekede birden fazla mal ve/veya hak bulunması kapsamında ÖTV’siz işlem tesis edilmez. Bunun yanı sıra söz konusu uygulamada, ÖTV’den müstesna olarak ilk iktisabı yapılan taşıt dışında herhangi bir mal ve/veya hakkın “birden fazla mal ve hak” kapsamında değerlendirilebilmesi için söz konusu mal ve/veya hakkın Veraset ve İntikal Vergisi Beyannamesine dâhil edilmiş olması gerekmekte olup, mezkûr beyannameye dâhil edilmeyenler “birden fazla mal ve/veya hak” kapsamında değerlendirilmemektedir. Taşıtın miras hisselerinin tek bir mirasçıya devredilmesi ve bu mirasçının Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uygulamasında aranan şartları ve nitelikleri haiz olması durumunda, terekenin birden fazla mal ve/veya haktan ibaret olup olmadığına bakılmaksızın, bu devir işlemi dolayısıyla ÖTV aranmamaktadır. Bu durumda, malul veya engellinin Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi kapsamında maluliyet ve engellilik durumu nedeniyle ÖTV’siz taşıt iktisap etmemiş olması veya iktisap tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmiş olması gerekmektedir. Bahse konu ÖTV uygulaması bakımından diğer mirasçıların tek bir mirasçı lehine araçla ilgili miras haklarından feragatini gösterir belgenin noter onaylı olması yeterlidir. Öte yandan, malul veya engelli tarafından iktisabı yapılan taşıtın, kayıt ve tescil ettirilmeden malul veya engellinin vefat etmesi durumunda, mezkûr istisna uygulamasından yararlanılamamakta; bu durumda taşıtın mükellefe iade edilmemesi halinde, mirası reddetmeyen varis/varisler tarafından kayıt ve tescilden önce taşıta ait ÖTV’nin beyan edilip ödenmesi gerekmektedir.

NOT= Anayasa Mahkemesinin 22/04/2025 tarih ve E.2024/240 sayılı kararı ile 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrasının 5228 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle değiştirilen (2) numaralı bendinin (c) alt bendinin “…bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından,” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiş ise de bu yazımın şimdilik bu karar ile ilgisinin olmadığını ancak Anayasa Mahkemesi dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğinden o tarihten sonraki iktisap ve ölümlerde Anayasa hükmünün geçerli olacağı açıktır.

TÜRK TİCARET KANUNU YÖNÜNDEN

6721 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Ortağın ölümü konulu 253 .Maddesine göre Şirket sözleşmesinde şirketin ölen ortağın mirasçılarıyla devam edeceğine ilişkin düzenleme yoksa, mirasçılarla diğer ortakların oybirliği ile verecekleri karar üzerine şirket bunların arasında devam edebilir. Mirasçılar veya içlerinden biri şirkette kalmaya razı olmazlarsa, diğer ortaklar, ölen ortağın razı olmayan mirasçılarına düşen payları ödeyerek onları şirketten çıkarır ve aralarında şirkete devam edebilirler. Bu durumda sağ kalan ortaklardan birinin şirketin devamına onay vermemesi sebebiyle oybirliği sağlanamadığı takdirde şirket sona erer. Şirketin, ölen ortağın mirasçılarıyla diğer ortaklar arasında kollektif şirket olarak devam edeceği hakkında şirket sözleşmesinde hüküm varsa, mirasçılar kollektif sıfatıyla şirkete devam edip etmemekte serbesttirler. Mirasçılar şirketin devam etmesini isterlerse, diğer ortaklar bu isteği kabul etmek zorundadır. Ancak, kollektif sıfatıyla şirkette kalmak istemeyen mirasçı varsa, ölen ortağın payından kendisine düşen tutar ile komanditer olarak şirkete kabul edilmesini önerebilir. Diğer ortaklar bu öneriyi kabul etmek zorunda değildir. Mirasçılar şirkete kollektif ortak veya komanditer olarak girip girmeyeceklerini ortağın ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde şirkete ihbar etmelidir. Durumun şirkete ihbarına kadar, mirasçılar şirkette komanditer olarak kalmış sayılırlar. Bu süre içinde ihbarda bulunmamış olan mirasçılar, sürenin sona ermesinden itibaren kollektif ortak sıfatını alırlar denilmektedir.

BORÇLAR KANUNUNA GÖRE

Borçlar Kanunun 440. Maddesine göre Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür. Denilmiştir.

İŞ KANUNUNA GÖRE

1475 Sayılı Kanunun 14. Maddesine göre İşçinin Ölümü halinde kıdem tazminatı ve diğer hak ve alacaklarının kanuni mirasçılarına geçeceği belirtilmiştir.

NOT= Tabiki Burada İş kanunu ve Borçlar Kanunu ile İşçinin ölümü hakkında kanuni mirasçılarında hakları belirtilmiştir. Ancak bu konu bazen işverenin iyi niyetli düşünmemesinden dolayı haksızlık yarartıldığından bu konunun Uzmanı bir Avukata danışılmasının yararlı olacağını düşünüyorum.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU YÖNÜNDEN

Ölüm Sigortasından Sağlanan Yardımlar Ölüm sigortasından;

– Ölüm aylığı,

– Ölüm toptan ödemesi,

– Evlenme ödeneği,

– Cenaze ödeneği, yardımları yapılmaktadır.

Yararlanma Şartları Kanuna göre, ölüm aylığından yararlanmada sigortalıya ilişkin koşullar 32 nci maddede, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise 34 üncü maddede düzenlenmiştir. Kanunun geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası; “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” hükmünü amirdir. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince, ölen sigortalının hak sahiplerine gelir ve aylık bağlanması ile bu gelir ve aylıkların durum değişikliği hallerinde artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalılar için mülga kanun hükümleri, Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalılar için ise Kanun hükümleri uygulanmakta iken 5/12/2017 tarihinde anılan fıkrada yapılan değişiklik gereğince, Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında olmayan hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanacaktır.

Sigortalıya İlişkin Koşullar

2008/Ekim ay başından önce ölen 4/1-(a) ve 4/1-(b) kapsamındaki sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespitinde ölüm tarihindeki Kanun hükümleri uygulanacaktır. 83 2008/Ekim ay başından itibaren ilk defa 4/1-(c) kapsamında sigortalı olanlar için Kanun hükümleri uygulanacaktır. Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre ölüm aylığı; – En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4/1-(a) sigortalıları için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş, – Kanunun 47 nci maddesinde belirtilen sebeplerle kazaya uğramış, malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken veya malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemi tamamlanmamış, – Bağlanmış bulunan malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş, durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine yazılı istekte bulunmaları halinde bağlanacaktır. Ölüm aylığı bağlanabilmesi için sadece 4/1-(a) sigortalıları için öngörülen her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartında; gerek ölen sigortalı tarafından, gerekse hak sahipleri tarafından yapılan tüm borçlanmalar bu şartların oluşmasında dikkate alınmayacaktır. Ancak, 2008/Ekim ay başından önce ölen sigortalıların 900 gün hesabında borçlanılan tüm süreler dikkate alınacaktır.

Hak Sahiplerine İlişkin Koşullar Kanunun

3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde hak sahibi kavramı; “Sigortalının veya sürekli iş göremezlik geliri ile malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü halinde, gelir veya aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babası” olarak tanımlanmıştır. Kanunun 56 ncı maddesinde, ölen sigortalının hak sahiplerinden; – Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya öldürmeye teşebbüs ettiği veya bu Kanun gereğince sürekli iş göremez hale veya malul duruma getirdiği, Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıya veya gelir ya da aylık bağlanmamış olan sigortalıya veya hak sahibine karşı ağır bir suç işlediği veya bunlara karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarıldıkları, hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunan kişilere gelir veya aylık ödenmeyeceği öngörülmüştür. Kanunun 56 ncı maddesinde, kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya öldürmeye teşebbüs ettiği veya bu Kanun gereğince sürekli iş göremez hale veya malûl duruma getirdiği hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunan kişilere aylık bağlanamayacağı düzenlendiğinden kişinin, kendisinden aylık bağlanacak kişiyi kasten öldürmesi yeterli sayılacak ve aylık bağlanmaması için herhangi bir mahkumiyet şartı aranmayacaktır. Kanunun 34 üncü maddesine göre, sigortalıların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanırken aranan şartlar aşağıda belirtilmiştir.

Eşe Aylık Bağlama Şartları Kanunun 3 üncü maddesinde ölen sigortalının eşi hak sahibi olarak belirtilmiş, 32 nci maddesinde ölüm sigortasından aylık bağlanmasında aranacak koşullar düzenlenmiş olup, sigortalının ölümü ile dul kalan eşe aylık bağlanabilmesi için, ölüm tarihinde sigortalı ile 4721 sayılı Kanuna uygun olarak evlilik birliğinin bulunması gerekmektedir. Söz konusu evlilik birliğinin sona ermesi ise boşanma kararının kesinleşmesi ile hüküm ifade etmektedir. Boşanma davası devam ederken vefat eden sigortalının eşinin hak sahipliği hususunda; – Ölen sigortalının mirasçıları tarafından 4721 sayılı Kanunun 181 inci maddesine göre boşanma davasına devam edilmemişse, evlilik boşanma ile değil ölüm ile sonuçlandığından sağ kalan eşe Kanun hükümlerine göre aylık bağlanacaktır. – Ölen sigortalının mirasçılarından birinin 4721 sayılı Kanunun 181 inci maddesine göre davaya devam etmesi ve mahkeme kararı ile hayattaki eşin kusurlu olduğunun tespit edilmesi halinde aylık bağlanmayacaktır. – Hayattaki eşin hak sahipliği sıfatının söz konusu karar kesinleşene kadar devam ettiği hususu göz önüne alındığında, sigortalının ölüm tarihinden kararın kesinleşme tarihine kadar geçen süre için eşe aylık bağlanacak ve kesinleşme tarihini takip eden ödeme dönemi başından itibaren aylık kesilecektir. – Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre işlem yapılacak dosyalarda hatalı işlemin tespit tarihi olarak sigortalının mirasçılarının Kuruma yaptıkları son başvuru tarihi dikkate alınacaktır.

Çocuklara Aylık Bağlama Şartları

Ölüm aylığı bağlanmasında evlilik bağı içinde doğan çocuklar ile sigortalı ve eşi tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi düzeltilmiş yahut babalığı hükme bağlanmış çocuklar da hak sahibi sayılmaktadır. Ölüm aylığına hak kazanma şartları yönünden çocuklar için ortak koşul; – Hizmet akdi ile çalışmamakla birlikte, ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde oluşturulan tesis, atölye ve benzeri ünitelerde çalıştırılan hükümlü ve tutuklular, – 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler, – Meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler, – Kamu kurum ve kuruluşları tarafından desteklenen projelerde görevli bursiyerler, – 2547 sayılı Kanunun 46 ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan ve aylık prime esas kazanç tutarı 82 nci maddeye göre belirlenen günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katından fazla olmayan öğrenciler, – Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerler, hariç olmak üzere, Kanun veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olmasıdır. 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Kanunun 34 üncü maddesinin birinci fıkrasına 27/3/2018 tarihinden geçerli olmak üzere, “Ancak, hak sahibi çocuklardan 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaları, bunlara aylık bağlanmasına engel oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Maddenin yürürlük tarihi olan 27/3/2018 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunan çocuklardan 4/1-(a) kapsamında sigortalı sayılanlara; 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurana kadar aylık bağlanacaktır. Aylık almakta iken 4/1-(a) kapsamında sigortalılığa tabi çalışmaya başlayan hak sahibi çocukların da Kanunda belirtilen yaş ve öğrencilik nitelikleri devam ettiği sürece bağlanan aylıkları kesilmeyecektir. Hak sahibi çocukların yabancı ülke mevzuatına, Kanunun 4/1-(b) ve 4/1-(c) bentlerine tabi çalışmaları ya da kendi sigortalılıkları nedeniyle gelir ve aylık almaları halinde ise mevcut uygulamaya devam edilerek aylık bağlanmayacak, bağlanan aylıkları ise kesilecektir. Ancak, aynı anda Kanunun 4/1-(a) ve 4/1-(b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışan ve Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalı sayılan ve 4/1-(b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları da devam eden hak sahibi çocukların aylıkları kesilecektir. Kanunun 50 nci maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalı olunan süreler zorunlu çalışma kapsamında değerlendirilmediğinden diğer şartların taşınması halinde aylıkların kesilmesini gerektirmeyecektir.

Erkek Çocuklar =

Erkek çocuklara ölüm aylığı bağlanabilmesi için öğrenci değilse 18, orta öğrenim yapması halinde 20, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olması şarttır. 89 Orta öğrenimin 20, yüksek öğrenimin ise 25 yaşından önce bitirilmesi halinde, ölüm aylıkları bu yaşlar beklenmeden kesilecek, erkek çocukların evlenmesi halinde aylıkları kesilmeyecektir. Ayrıca, lisans üstü eğitim ve doktora eğitimi de yüksek öğrenim kapsamında değerlendirilmekte olup, lisans üstü eğitimine veya doktora eğitimine devam eden erkek çocukların aylıkları 25 yaşını dolduruncaya kadar kesilmeyecektir. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanuna tabi olarak çırak, kalfa ve ustaların eğitimi ile okullarda ve işletmelerde yapılacak mesleki eğitime devam eden 18 yaşından büyük öğrencilere gerek mülga kanun gerekse Kanun hükümlerine göre ölüm geliri/aylığı bağlanmasına imkan bulunmamaktadır. Zihinsel yetersizliği olmakla birlikte zorunlu temel eğitim kapsamında kayıt ve devam zorunluluğu olan ve Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinin 45 ve 46 ncı maddelerinde belirtilen özel eğitim mesleki eğitim merkezleri ile özel eğitim iş uygulama merkezlerine devam edenlere 20 yaşını dolduruncaya kadar, Kanunun 34 üncü maddesinde belirtilen diğer koşulların yerine gelmesi şartıyla ölüm gelir/aylığı bağlanacaktır. Millî Eğitim Bakanlığı Açık Öğretim Lisesi Yönetmeliğinde; uzaktan eğitim yöntemiyle eğitim öğretim hizmeti veren açık öğretim liselerinin orta öğretim kurumu olmaları nedeniyle öğrenim süresi ve yaşında bir sınırlama bulunmadığı, öğrenim süresinin sekiz dönem olduğu, öğrencilik süresi on iki dönemi aşanların öğrenim görme hakkını kullanmaya devam edebilecekleri ancak öğrencilik haklarından yararlanamayacakları belirtilmektedir.

2. Kız Çocuklar =

Kız çocuklarının yaşları ne olursa olsun evli olmaması, evli olmakla birlikte sonradan boşanması veya dul kalması halinde aylık bağlanacaktır. Kız çocukların hak sahibi olma şartları içerisinde belli yaşlara kadar öğrenci olma koşulu aranmayacaktır.

Malul Çocuklar= Ölüm aylığı, Kurum sağlık kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılan kız ve erkek çocuklarına bağlanacaktır. Malul çocuklarda, yaş, öğrencilik niteliği ve bekar olma şartları aranmayacaktır.

Ana ve Baba

Sigortalıların hak sahibi ana ve babalarına aylık bağlanması için Kanunun 34 üncü maddesine göre, – Eş ve çocuklardan artan hissenin bulunması (65 yaşın üstünde olması halinde artan hisse şartı aranmaz), – Diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması, – Her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması, şartları aranmaktadır. Artan hisse olmaması nedeniyle aylık bağlanamayan ana ve babanın 65 yaşını doldurması halinde, Kanunda aranan diğer koşulların da yerine gelmiş olması şartıyla bu yaşı doldurdukları tarihi takip eden ay başından itibaren ölüm aylığı bağlanacaktır.

5/12/2017 tarihli Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Yapılan Değişikliğe Göre Hak Sahiplerine İlişkin Koşullar Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereğince, Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanacaktır. Sigortalının ölüm tarihi 2008/Ekim ay başından önce olup ilk defa 2008/Ekim ay başından sonraki süreler için ölüm gelir/aylığı bağlanacak olan hak sahiplerine ilişkin şartların tespitinde Kanunun 34 üncü maddesi esas alınacak ve aylığın kesilmesi ile yeniden başlatılmasında da Kanunun 35 inci madde hükümleri uygulanacaktır. Ancak, ölüm gelir/aylıklarının hesaplanması ve hak sahiplerine paylaştırılmasında ölüm tarihindeki mevzuat esas alınacaktır. Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce 506, 2925, 1479 ve 2926 sayılı Kanun hükümlerine göre bağlanan gelir/aylıkların artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, Kanunun geçici 1 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ilgili Kanun hükümleri uygulanacaktır. Söz konusu kanunlara göre bağlanan ancak daha sonra iptal edilen aylıklar geçici 1 inci madde kapsamında kabul edilmeyecektir.

4. Ölüm Aylığı Başvurusu

Ölen sigortalıdan dolayı hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için hak sahiplerinin örneği Kurumca hazırlanan Gelir/Aylık/Ödenek Talep Belgesi (Ek-2) ile Kuruma veya e-devlet kanalı ile başvurması şarttır. Hak sahiplerince, adi posta yolu veya kargo ile veya Kuruma doğrudan yapılan yazılı başvurularda, tahsis talep tarihi olarak dilekçenin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarih, taahhütlü, iadeli taahhütlü, acele posta servisi, PTT Alo Post veya PTT kargo ile gönderilen gelir/ayık bağlanması taleplerinde ise dilekçenin postaya verildiği tarih, Kuruma intikal tarihi olarak kabul edilecektir. Dilekçeye; malul çocuklar için sağlık kurulu raporu eklenecektir. Lise ve dengi öğrenime devam eden hak sahibi erkek çocukların Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunda kayıtlı öğrenci bilgilerine istinaden hak sahibi çocuklardan ayrıca öğrenci belgesi istenmeksizin işlemler sonuçlandırılacaktır. Ayrıca, Kurumumuzdan ölüm gelir/aylığı almakta olan ve 18 yaşını dolduran hak sahibi kız ve erkek çocuklarından herhangi bir yazılı talep veya öğrenci belgesi alınmadan kanunlarda öngörülen ölüm gelir/aylığına hak kazanma şartlarının devam edip etmediği hususunda sistemsel olarak yapılacak kontrollerle gelir/aylık alma şartları devam edenlerin gelir/aylıkları ödenmeye devam edilecek, etmeyenlerin ise gelir/aylıkları kesilecektir. Ancak, Milli Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu kayıtlarından öğrencilik bilgilerinin temin edilememesi halinde, hak sahibinden öğrenci belgesi talep edilecektir.

Ölüm Aylığının Başlangıcı =

Kanunun 35 inci maddesinde, ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıkların, sigortalının ölüm tarihini veya hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılacağı, aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması ile yeniden hak sahibi niteliğinin kazanılması halinde ise 34 üncü maddede belirtilen şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanacağı öngörülmüştür. Kız çocukların boşanmaları nedeniyle ölüm aylığına hak kazanmaları halinde, aylığın başlangıç tarihi, boşanma ilamının kesinleştiği tarihe göre belirlenecektir

Eşe Bağlanacak Aylığın Oranı

Sigortalının dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i oranında aylık bağlanacaktır.

Çocuklara Bağlanan Aylıkların Oranı =

Ölen sigortalının hak sahibi durumundaki çocuklarına (erkek, kız ve malul çocuklar) bağlanan ölüm aylığının oranı, her çocuk için % 25’tir. Ancak, çocuklardan, sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her biri için ölüm aylığı oranı % 50 dir. Sigortalı tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi düzeltilmiş yahut babalığı hükme bağlanmış çocuklar da yukarıda belirtilen oranlara göre ölüm aylığından yararlanacaktır.

Ana ve Babaya Bağlanan Aylıkların Oranı = Sigortalının ölüm tarihinde veya sonradan eşine ve çocuklarına bağlanması gereken aylıkların toplamı hesaplanan ölüm aylığından; Az olursa, artan bölümü, ölüm aylığına hak kazanan ana ve babasına eşit paylar halinde ödenecektir. Ancak, ana ve babanın her birinin hissesi ölüm aylığının % 25’ini geçmeyecektir. Ana ve babanın toplam hissesi % 25 olduğu için, ana ve babanın her ikisinin de aylığa hak kazanması halinde hisseleri % 12,5, sadece birinin aylığa hak kazanması halinde ise hissesi % 25 olacaktır. Diğerinin daha sonra tekrar gelire girmesi halinde hisse % 12,5’e düşecektir. Sigortalının ana ve babasına ölüm aylığı bağlanmasında artan hissenin bulunması koşulu sigortalının ölüm tarihi ile sınırlı tutulmamıştır. Diğer bir ifadeyle, ana ve babanın müracaatında artan hisse bulunmamakla birlikte daha sonra artan hissenin ortaya çıkması halinde, aylık bağlanacak, artan hissenin ortadan kalkması halinde ise aylıkları durum değişikliğini takip eden ödeme dönemi itibariyle kesilecektir.

Ölüm Aylığının Kesilmesi ve Yeniden Başlaması =

Dul Eşin Aylıkları Sigortalının dul eşi evlendiğinde, bağlanmış bulunan ölüm aylığı evlenme tarihini takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilecektir. Aylığın kesilmesine neden olan evlenmenin, ölüm veya boşanma nedeniyle son bulması halinde, kesilmiş bulunan aylık eşin talebi üzerine yeniden bağlanacaktır. Sonradan evlendiği eşinin ölümü nedeniyle, ikinci eşinden de ölüm aylığına hak kazanan dul eşe, bu aylıklardan tercih ettiği aylığı bağlanacaktır. Ayrıca, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eşlerin bağlanmış olan aylıkları kesilecek ve adlarına ödenmiş olan tutarlar Kanunun 96 ncı maddesine göre geri alınacaktır.

Erkek Çocukların Aylıkları =

Erkek çocuklara bağlanan aylıklar, Kanunun 34 üncü maddesine 7103 sayılı Kanunla eklenen hüküm saklı kalmak kaydıyla; – Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başladıkları, – Kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlandığı, – 18 yaşını, orta öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurdukları, tarihi izleyen ödeme dönemi başından kesilecektir. Orta öğrenimde 20 veya yüksek öğrenimde ise 25 yaşına gelmeden önce mezun olma, kendi isteği ile ayrılma, atılma gibi nedenlerle okulla ilişiği kesilenlerin aylıkları da ilişiğin kesildiği tarihten sonraki ödeme dönemi başından geçerli olmak üzere kesilecektir. Bu şekilde aylığı kesilenlerden yeniden öğrenime başlayanlara, yukarıda belirtilen yaş sınırları içinde kalmak ve talepte bulunmak koşuluyla yeniden aylık bağlanacaktır. Erkek çocukların evlenmeleri halinde yukarıda belirtilen aylık kesilme koşulları oluşmadığı takdirde aylıkları kesilmeyecektir.

Kız Çocukların Aylıkları =

Kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Kanunun 34 üncü maddesine 7103 sayılı Kanunla eklenen hüküm saklı kalmak kaydıyla; – Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başladıkları, – Kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlandığı, – Evlendikleri, tarihi izleyen ödeme dönemi başından itibaren kesilecektir. Ölüm aylığının kesilmesine neden olan sebebin ortadan kalkması (işten ayrılma, evliliğin son bulması, dul kalma ve bağlanan gelirin/aylığın kesilmesi) halinde, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanacaktır. Ancak, evlenme ödeneği aldıktan sonra, evlenme tarihini izleyen ödeme dönemi başından başlamak üzere iki yıl içerisinde meydana gelen boşanma veya dul kalma halinde, bu süre içinde tekrar aylık ödenmediğinden, bu gibi durumlarda kız çocuklarına bağlanacak ölüm aylıkları, iki yıllık sürenin dolduğu tarihten itibaren başlatılacaktır. Evliliğin son bulması ile kocasından da aylık bağlanmasına hak kazanan kız çocuğuna tercih ettiği aylık bağlanacaktır. Ayrıca, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen kız çocukların bağlanmış olan aylıkları kesilecek ve adlarına ödenmiş olan tutarlar Kanunun 96 ncı maddesine göre geri alınacaktır.

Malul Çocukların Aylıkları=

Malul çocuklara bağlanan aylıklar, Kanunun 34 üncü maddesine 7103 sayılı Kanunla eklenen hüküm saklı kalmak kaydıyla; – Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başladıkları, – Kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlandığı, – Kanunun 94 üncü maddesine göre yapılan kontrol muayenesi sonucu Kurum sağlık kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirmediği tespit edilen çocukların kontrol muayene tarihini, izleyen ödeme dönemi başından itibaren kesilecektir. Kontrol muayene tarihini takip eden ödeme dönemine kadar kabul edilebilir bir özrü olmadığı halde kontrol muayenesini yaptırmayan malul çocuğun gelir/aylığı kontrol muayene tarihini takip eden ödeme döneminden kesilecektir. Ancak kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildiriminde belirtilen tarihten başlayarak; 108 – 3 ay içinde yaptıran ve malullük halinin devam ettiği tespit edilen malul çocuğun kesilen aylık veya geliri, kesildiği tarihten, – 3 ay geçtikten sonra yaptıran ve malullük halinin devam ettiği tespit edilen malul çocukların ise almakta oldukları gelir veya aylık, rapor tarihinden sonraki ay başından, başlanarak yeniden bağlanacaktır. Sigortalının ölüm tarihinde aylık bağlanmamış ya da bağlandıktan sonra aylıkları kesilen çocuklardan sonradan çalışamayacak durumda malul olanlara, Kanuna tabi veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmamaları ve buralardan kendi sigortalılığı nedeniyle gelir ve aylık bağlanmaması koşuluyla, malullük durumunun tespitine esas sağlık kurulu rapor tarihini takip eden ay başından itibaren aylık bağlanacaktır. Malul çocukların evlenmeleri halinde aylıkları kesilmeyecektir.

Ana ve Babanın Aylıkları=

Ana ve babaya bağlanan ölüm aylıkları; – Eş ve çocuklardan artan hissenin bulunmadığı (65 yaşın üstündeki ana ve babalar hariç), – Her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha fazla olduğunun tespit edildiği veya ana/baba tarafından gelirinin asgari ücretin net tutarından daha fazla olduğunun bildirildiği, – Diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlandığı, tarihi takip eden ödeme döneminden kesilecektir. Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurlarınca, ana veya babanın her türlü kazanç ve iratlarının asgari ücretin net tutarının üstünde olduğunun tespit edilmesi halinde, denetmen raporunda belirtilen tarihi takip eden ödeme dönemi itibariyle ölüm aylığı kesilecektir.

5434 SAYILI KANUNA GÖRE ÖLÜM AYLIĞI

01/10/2008 Tarihinden önce 5434 Sayılı TC. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında tescili olan Devlet Memurların vefatı halinde geride kalan hak sahiplerinin kimler olduğu ve bağlanacak ölüm aylık oranları 5434 sayılı kanunun 64 ve takip eden maddelerinde belirtilmiştir. Buna göre,

DUL VE YETİM AYLIKLARI:

a) Cumhurbaşkanı iken veya ayrıldıktan sonra ölenlerin,

b) İştirakçilerden fiili hizmet müddetleri 10 yıl ve daha fazla olanlardan ölenlerin,

c) Emekli, adi malüllük veya vazife malüllüğü aylığı alanlardan (Aylığa müstahak duruma girip te henüz bağlama yapılmamış olanlar dahil) ölenlerin,

ç) İştirakçilerden 45 inci maddede yazılı vazifeden doğma sebeplerle ölenlerin veya aynı sebeplerden doğma kaza ve yaralanmaları üzerine tedavi sırasında veya ameliyat yüzünden ölenlerin;

d) Erlerden 56 ncı maddede yazılı vazifeden doğma sebeplerle veya aynı sebeplerden doğma kaza ve yaralanmaları üzerine tedavi sırasında veya ameliyat yüzünden ölenlerin;

e) Erlerden 56 ncı madde gereğince vazife malüllüğü aylığı alanlardan (Aylığa müstahak duruma girip te henüz bağlama yapılmamış olanlar dahil) ölenlerin,

f) (Değişik bent: 09/07/1953 – 6122/3 md.) Fiili hizmet müddetleri 10 yıl ve daha

fazla olupta kesenekleri geri verilmemiş durumda olanlardan 61(…) yaşını

doldurmadan ölenlerin,

g) Vazife malüllüğü geçtiğinden dolayı aylığı kesilmiş ve emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye tayin edilmemiş ve fiili hizmet müddetleri de 10 yılı doldurmuş bulunanlardan ölenlerin, Ölüm tarihinde bu kanuna göre aylığa müstahak dul ve yetimlerine bağlanır. Dul ve Yetimler şunlardır.

a) Karı, b) Koca, c) Çocuklar, ç) Ana,

d) Baba.

DUL VE YETİM AYLIKLARI

Dul ve yetim aylıkları: Ölenin bağlanmış veya bu Kanun hükümlerine göre

hesaplanacak emekli, adi malüllük veya vazife malüllüğü aylıklarının;

a) Dul karı ve koca için %50’si, aylık alan yetimi bulunmayanların dul eşlerine %75’i,

b) Çocuklarla ana veya babanın her biri için %25’i, oranında bağlanır. Ölenin aylığa müstehak bir dul karı veya kocası ile bir yetimi bulunması halinde, dul karı veya kocaya %60, yetimine %30 oranı uygulanır. Ölenin önceki eşinden olan çocuklarıyla, hem anadan hem babadan yetim olan veya af kanunlarına göre tescil edilmiş bulunan çocuklarına %30 oranında aylık bağlanır. Sonradan hem anadan hem babadan yetim duruma giren çocukların aylıkları da %30 oranı uygulanmak suretiyle yükseltilir. Emekli, adi malüllük, vazife malüllüğü aylığı alan veya iştirakçi olan dul eşe %50 oranında dul aylığı bağlanarak ödenir.

Yukarıda belirtilen oranlara göre bağlanacak dul ve yetim aylıkları toplamı, bunlara esas tutulan, emekli, adi malüllük veya vazife malüllüğü aylıklarından fazla olursa, fazlası, dul ve yetim aylıklarından mütenasiben indirilir. Ölen, dul karı veya koca bırakmazsa veya bıraktığı koca aylığa müstehak değilse, bunların payı çocuklarla ana babanın aylıklarına eşitlikle eklenir. Şu kadar ki, bumaylıkların toplamı yapılan eklemelerden sonra bağlamaya esas tutulan aylığın yetim bir kişi ise %50’sini, 2 kişi ise %80’ini, 3 kişi ise %100’ünü geçemez. Dul ve myetimlerin aylık oranlarının yükseltilmesini gerektiren durumların doğması, sonradan veya yeniden aylık ödenmesine hak kazanılması veyahut ödenmektemolan aylıkların kesilmesi hallerinde yukarıdaki hükümler gözönüne alınarak, ödenecek aylıklar yeniden hesaplanır, denilmekte ve ölüm aylığı bağlanmasındaki detaylı açıklamalar kanunun 69,70,71,72,73,74,75 ve 76. Maddelerinde belirlenmiştir.

Dul Eşe Aylık Bağlanması

Kanunda, ölenin dul kalan eşine aylık bağlanması için, ölüm tarihinde iştirakçi ile Türk Medeni Kanununa uygun olarak evlilik birliğinin bulunması gerekmekte olup, malullük, muhtaçlık gibi özel hiçbir şart öngörülmemiştir.

Müracaat yeterli olup, söz konusu müracaatın dul eşin kendisi veya aylığa müstahak olanlardan birisi tarafından yapılması yeterli olacaktır.

Dul eşin, iştirakçi olması ya da Kanuna veya 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendine göre emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı alması, sadece aylık bağlama oranını etkileyecektir.

Bu durumda, dul eş hem kendi görev veya emekli aylığını hem de dul aylığını birlikte alabilecek ancak, bağlanan dul aylığı oranı %50’yi geçemeyecektir. Ancak, dul aylığı bağlanacak eşin, Kanun kapsamında aylık almakta iken ölen anne ve/veya babasından dolayı yetim aylığına da müstahak olması halinde; her iki aylığı birlikte alamayacak, bu durumda tercih edeceği aylık bağlanacaktır.

Aylık Bağlanacak Çocuklar

Yetim aylığı bağlanacak olan çocukların kimler olacağı Kanunun mülga 73 üncü maddesinde belirlenmiştir.

Buna göre;

a) Nesebi Sahih Çocuk : Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan,

b) Nesebi Tashih Edilmiş Çocuk : Evlilik haricinde doğmuş olup, doğumdan sonra anne babası birbirleriyle evlenmiş,

c) Evlat Edinilmiş Çocuk : Evladı olmayan bir şahıs tarafından alınmış, evlat edinilmiş,

ç) Nesebi Sahih Olmayan : (Anadan aylığa müstehak olma) 1826 sayılı yasaya göre evlilik dışı, gayri meşru birleşmelerden doğan çocukların anne ve baba adları gösterilmek suretiyle nüfusa tescil edilmiş,

d) Tanınmış Çocuk ; Evlilik haricinde doğmuş ve babası tarafından tanınmış,

e) Babalık Davası İle Hükmen Tanınmış Çocuk : Evlilik haricinde doğan çocuğun anası veya kendisi tarafından açılan dava sonucunda babası tespit edilen, çocuk olarak tanımlanmıştır. Çocuklara ilişkin aylık bağlama koşulları, kız, erkek ve malul erkek çocuklara göre farklılıklar göstermektedir.

Erkek Yetimlerin Aylığa Hak Kazanma Şartları

Erkek yetimlere aylık bağlanması şartları Kanunun mülga 74 üncü maddesinde düzenlenmiş olup, bu şartlar içerisinde 18 yaşına kadar öğrenci olma koşulu aranmayacak olmakla birlikte, 18 yaşını doldurduktan sonra ise öğrenci olma koşulu aranacaktır.Buna göre;

Ölüm tarihinde (18) yaşını, ortaöğrenim yapmakta ise (20) ve yüksek öğrenim yapmakta ise (25) yaşını doldurmamış erkek çocuklara aylık bağlanacak.

Ölüm tarihinde (18) yaşını doldurmuş ve öğrenci olmamaları nedeniyle aylık bağlanmamış erkek çocuklara, öğrenim durumlarına göre yukarıdaki yaş hadlerini geçmemek şartıyla aylık bağlanacaktır.

Yetim aylığını almakta iken öğrenim durumlarına göre yukarıda belirtilen yaşları doldurmaları veya öğrencilik durumlarının sona ermesi nedeniyle aylıkları kesilen veyahut ortaöğrenimde (20) yaşını doldurmuş olmaları nedeniyle aylık bağlanmamış erkek çocuklardan, yukarıda belirtilen yaşları geçmemek şartıyla yeniden veya ilk defa öğrenci olanlara aylık bağlanacaktır.

Ortaöğrenimi bitirdikten sonra ve (20) yaşını doldurmadan önce ilk ders yılında yüksek öğrenime başlayan erkek çocukların aylıkları aralıksız ödenecektir.

Ortaöğrenimi bitirdikten sonra yüksek öğrenime devam edebilmek için yurt dışında yabancı dil öğreniminde geçen sürenin en çok bir yılı ile master ve lisans üstü uzmanlık öğrenimlerinde geçen sürelerin tamamı yüksek öğrenimden sayılacaktır.

Bir yüksek öğrenimin bitirilmesinden sonra ikinci bir yüksek öğrenimde geçen süreler ile doktora veya ikinci defa yapılan master veyahut lisans üstü uzmanlık öğreniminde geçen süreler için aylık bağlanmayacak veya ödenmeyecektir.

Bu kapsamda aylık bağlanan veya bağlanacak erkek yetimler hakkında aşağıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda işlem yapılacaktır. Bu defa, 15/1/2025 tarihli ve 32783 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 9/1/2025 tarihli ve 7538 sayılı Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe giren 13 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesi; “Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilenlerden öğrenci olanların sigortalı sayılmaları, yetim aylıklarının bağlanmamasını veya bağlanan yetim aylıklarının kesilmesini gerektirmez.” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya; “Bu madde kapsamında aylık alan ya da hükmün yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylığa hak kazanacak erkek çocuklar için 5434 sayılı Kanunun mülga 74 üncü maddesinin altıncı fıkrası hükümleri uygulanmaz. Bu fıkranın ikinci ve üçüncü cümlesi hükümleri bu Kanunun geçici 18 inci maddesi kapsamındaki yetimler hakkında da ilgisine göre uygulanır.”denilmekte ise de 7538 sayılı kanun ile yapılan değişik ile 15/1/2025 tarihini takip eden aybaşından itibaren, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (d), (e) ve (f) betlerinde sayılan; – Harp okulları ile fakülte ve yüksek okullarda, Milli Savunma Bakanlığı hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askerî öğrenci olanlar ile astsubay meslek yüksek okulları ve astsubay naspedilmek üzere temel askerlik eğitimine tâbi tutulan adayların,

– Polis Akademisi ile fakülte ve yüksek okullarda, Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okumaya devam eden öğrenciler ile polis nasbedilmek üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerinde polislik eğitimine tabi tutulan adayların,

– Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi ile fakülte ve yüksekokullarda Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına okumaya devam edenler ile subay ve astsubay naspedilmek üzere temel askerlik eğitimine tabi tutulan adayların, Yetim aylıkları bağlanacak veya yetim aylığı almakta iken söz konusu okullarda öğrenci olanların aylıkları ödenmeye devam edilecektir. Söz konusu tarihten önce yetim aylığı bağlanmayan veya kesilen ancak 7538 sayılı Kanun ile birlikte aylık almaya hak kazananlara Kurumumuza başvuruda bulunmaları halinde aylık bağlanacak olup, bu kişilere 1/2/2025 tarihinden önceki bir dönem için herhangi bir ödeme yapılmayacaktır.” “Bu defa, 7538 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin beşinci fıkrasına eklenen “Bu madde kapsamında aylık alan ya da hükmün yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylığa hak kazanacak erkek çocuklar için 5434 sayılı Kanunun mülga 74 üncü maddesinin altıncı fıkrası hükümleri uygulanmaz. Bu fıkranın ikinci ve üçüncü cümlesi hükümleri bu Kanunun geçici 18 inci maddesi kapsamındaki yetimler hakkında da ilgisine göre uygulanır.” hükmü uyarınca, 15/1/2025 tarihine kadar bir yükseköğrenimin bitirilmesinden sonra ikinci bir yüksek öğrenime devam edilmesi halinde aylık ödenmeyecek, buna karşılık 1/2/2025 tarihinden itibaren ikinci yüksek öğrenim süreleri ile doktora öğrenim sürelerine yetim aylığı ödenecektir.

Kız Yetimlerin Aylığa Hak Kazanma Şartları

Kanunun mülga 75 inci maddesi uyarınca kız çocuklarının yaşları ne olursa olsun evli

olmaması, evli olmakla birlikte sonradan boşanması veya dul kalması halinde aylık bağlanacaktır.

Ancak, yabancı bir ülke mahkemesi tarafından verilen boşanma kararının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi için boşanma kararının Yabancı Ülke Adlî veya İdarî Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerine göre “Aile Kütüğü”ne tescili gerekmekte olup, yabancı bir ülke mahkemesi kararıyla evlendiği yabancı uyruklu eşinden boşanan kız çocuklarının, boşanma kararlarının Aile Kütüğüne tescil edilmesi sonrasında Kuruma müracaat etmeleri gerekmektedir.

Diğer taraftan, yabancı ülke yetkili adlî veya idarî makamlarınca verilen kararların tesciline ilişkin başvurunun reddedilmesi halinde; yetkili aile mahkemelerine kararın tanınması veya tenfizi için açılan dava kapsamında verilen karara göre işlem yapılacaktır. Kız çocuklara aylık bağlanması şartları içerisinde belli yaşlara kadar öğrenci olma koşulu aranmayacaktır.

Malul Erkek Yetim

Kanunun mülga 74 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, iyileştirilmesi olanaksız

hastalıklarının veya engelliliklerinin çalışmalarına engel olduğu Kurum sağlık kurulunca onaylanacak raporla tespit edilen erkek çocuklara, muhtaç olmaları şartıyla, yaşları ne olursa olsun öğrenci veya evli olup olmadıklarına bakılmaksızın aylık bağlanacaktır. Kuruma aylık bağlanmasına ilişkin ilk yazılı müracaatlarından sonra maluliyet raporlarını Kuruma gönderenlerin bu raporları, Kurum sağlık kurulunca maluliyetin ilk müracaat ettiği tarihten itibaren var olup olmadığı yönüyle incelettirilecektir.

Aylık almakta iken malul ve muhtaç oldukları anlaşılan erkek çocukların aylıkları, yaşları dolayısıyla veya evlenmeleri nedeniyle kesilmesi gereken tarihte kesilmeyerek ödenmeye devam edilecektir.

Ana- Baba’nın Aylığa Hak Kazanma Şartları

İştirakçi olarak görev yapanlar ile emekli veya malullük aylığı almakta iken ölenlerin ana ve babalarına Kanunun 72 nci maddesinin mülga birinci ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca genel şartlara göre, dördüncü fıkrasında ise vazife ve harp malullüğü hükümleri uygulanarak aylık bağlanmış malullerden ölenlerin ya da bu hükümlere göre aylık bağlanmasını gerektiren olaylar sebebiyle hayatını kaybedenlerin ana veya babalarına ise, dördüncü fıkra uyarınca özel şartlara göre aylık bağlanacaktır.

Kaynaklar= Vergi Kanunları,Tebliğler ve Özelgeler, 5510 ve 5434 ve 7538 sayılı Kanunlar. 2018/38 Sayılı genelge. 2020/22 sayılı emekli sandığı genelgesi. Türk Ticaret ve Türk Medeni Kanunları.

Saygılarımla,

Mustafa Günşen

 

 

 

 

 

 

Bİ REKLAM ARASI :) MBT Teknoloji