KANUNA AYKİRİ OLARAK EL KONULAN DEFTER VE BELGELERE VERGİ İNCELEMESİYLE TARHİYAT YAPİLAMAZ

kanuna aykiri olarak el konulan defter ve belgeler

KANUNA AYKIRI OLARAK EL KONULAN DEFTER VE BELGELERE

VERGİ İNCELEMESİYLE TARHİYAT YAPILAMAZ

 

Beyan usulünde matrahların doğru beyan edilip, edilmediğinin tespiti bakımından vergi incelemeleri en önemli vergi denetim tekniğidir. Çağdaş hukuk devleti normlarını benimsemiş ülkelerde böylesine önemli bir yetki rasgele kullanılamaz. Ayrıca, vergi idaresi çağdaş hukuk devletinde vergi incelemesi yetkisini tehdit ve korkutma unsuru olarak bir silah gibi kullanamaz. Devlet, yurttaşlarını vergiyi ve vergi incelemesini silah olarak kullanarak tehdit etmez. Böyle bir olasılık dahi, hukuk devleti ilkelerinin yerle bir olması sonucunu doğurur. Bu bakımdan, vergi incelemesinde son derece özenli, duyarlı, ilkeli ve hukuki davranılması mükellef hak ve hukuku bakımından çok önemlidir. Devlet ile devleti oluşturan ana öğe yurttaşları arasında en kutsal sözleşme güven sözleşmesidir. Hukuken çok yüce olan güven sözleşmesinin herhangi bir nedenle sarsıntıya uğratılması çok tehlikeli sonuçlar doğurur. Bu güven sözleşmesinde kamu erkinin en güçlü araçlarından biri olan ve çok etkili sonuçlara yol açan vergi denetiminin çok özel bir yeri vardır. Vergi denetimi hukuksuz, hukuk devleti ise denetimsiz olamaz.

Mahkeme kararı olmadan işyerinde el konulan defter ve belgelere istinaden vergi incelemesiyle tahriyat yapılamayacağı ile ilgili Yargıtay kararı :

 

T.C.

DANIŞTAY

  1. Daire

 

Esas: 2006/451

Karar: 2006/2009

Tarih: 20.10.2006

 

MAHKEME KARARI OLMAKSIZIN DAVACININ İŞYERİNE GİRİLEREK EL KONULAN DEFTER VE KAYITLARINA İSTİNADEN BAŞLATILAN VERGİ İNCELEMESİNE DAYALI TARHİYATTA YASAL İSABET BULUNMADIĞI HK.

 

Temyiz Eden : Tasfiye Halinde ? Giyim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Adına Tasfiye Memuru ?

Karşı Taraf : Babaeski Vergi Dairesi Müdürlüğü KIRKLARELİ

 

İstemin Özeti : İndirim konusu yaptığı katma değer vergisine ilişkin faturaları yasal defterlerine kaydetmediği ileri sürülen davacı adına indirimlerin kabul edilmemesi suretiyle 1999/1 inci dönem için re’sen katma değer vergisi salınıp, vergi ziyaı cezası kesilmiştir.

Edirne Vergi Mahkemesi 30.6.2004 günlü ve E:2004/30, K:2004/270 sayılı kararıyla;

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29 uncu maddesinde indirimin düzenlendiği, Kanunun 34 üncü maddesinde ise katma değer vergisinin belgelerde ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceğinin belirtildiği, 54 üncü maddede ise kayıt düzeninin açıklandığı, muhasebe kayıtlarını bilgisayarda tutan yükümlülerin ise bilgisayarda kayıtlı bilgileri yasal defterlere kaydetmeleri gerektiği, aksi halde düzenli bir muhasebe sistemindeki otokontrolü sağlayan defterler arasındaki tutarlılıktan ve kayıt nizamına uygun hareket edildiğinden söz edilemeyeceği, yükümlünün işyerinde yapılan arama sonucu yasal defterlere hiçbir kayıt yapılmadığının 28.1.2000 günlü tutanakla tespit edilmesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak tarhiyat yapıldığı, bu durumda muhasebesini bilgisayarla tuttuğunu iddia eden, ancak işlemlere ait belgeleri aynı yıl yasal defterlerine kaydetmediği sabit olan davacı adına yapılan tarhiyatta kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı, tüm kayıtların bilgisayarda mevcut olduğunu, bu nedenle indirimlerinin reddedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

Tetkik Hakimi Mustafa Bahtiyar’ın Düşüncesi : Davacı adına yapılan tarhiyatta vergi incelemesine Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı olarak başlanması nedeniyle, Kanuna aykırı olarak yapılan tarhiyata karşı açılan davayı reddeden mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Eren Sonbay’ın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:

Davacının iş yerine girilerek el konulan defterlerine ilgili yılda hiçbir gider kaydının yapılmadığının tespiti üzerine, katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yapılan tarhiyata karşı açılan davanın reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30 uncu maddesinde, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır, şeklinde tanımlanmış olup, re’sen takdir nedenleri ise aynı maddede yedi bent halinde sayılmıştır.

Aynı Kanunun Yedinci kısmının “Vergi incelemeleri” başlıklı ikinci bölümünde 134 üncü maddeden başlayarak vergi incelemesinin usul ve esasları ayrıntılı olarak açıklanmış, “İncelemede Uyulacak Esaslar” başlıklı 140 ıncı maddesinde, “Vergi incelemesi yapanlar, yaptıkları inceleme sırasında aşağıda esaslara uymaya mecburdurlar.

1.- İncelemeye tabi olana, bunun mevzuunu işe başlamadan evvel açık olarak izah ederler;

2.- Nezdinde inceleme yapılanın muvafakati olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapamazlar veya buna devam edemezler. (Tutanak düzenlenmesi ve inceleme ile ilgili emniyet tedbirlerinin alınması ve hükmün dışındadır. Ancak bu gibi tedbirler, incelemelerin yapıldığı yerdeki faaliyeti sekteye uğratmıyacak şekilde yapılır);

3.- İnceleme bitince, bunun yapıldığını gösteren bir vesika nezdinde inceleme yapılana verilir.” hükmü yer almıştır.

Anayasa’nın Temel Hak ve Ödevlere ilişkin kısmında yer alan 20 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça, yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde el koyma kendiliğinden kalkar.” denilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Yedinci Kısmının Üçüncü Bölümünde ise “Arama” müessesesi düzenlenmiş olup, bu bölümde yer alan 142 inci maddede “İhbar veya yapılan incelemeler dolayısıyle, bir mükellefin vergi kaçırdığına delalet eden emareler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde arama yapılabilir. Aramanın yapılabilmesi için: 1-Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların buna lüzum göstermesi ve gerekçeli bir yazı ile arama kararı vermeye yetkili sulh yargıcından bunu istemesi, 2- Sulh yargıcının istenilen yerlerde arama yapılmasına karar vermesi, şarttır.” hükmü bulunmaktadır.

Anılan madde ile kişi hak ve hüriyetlerinin korunması konusunda Anayasa’nın yukarıda belirtilen hükmüne uygun bir düzenleme yapılmıştır. Anayasanın 2 nci maddesine göre ,Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. “Hukuk Devleti”, her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinden uzaklaştığında geçersiz kılacağını bilen devlettir.

İncelenen olayda, Anayasa’ya ve Vergi Usul Kanunu’nun 142 inci maddesinde öngörülen usule uygun olarak sulh ceza hakimine yapılmış bir başvuru ve bu hakimin kararı olmadan, davacının kapalı durumda olan işyerine Babaeski Kaymakamının 28.1.2000 günlü ve B.07.4.DEF.4.39.25.30/618 sayılı yazısı üzerine aynı gün polis yardımı ve çilingir marifetiyle girilerek tüm defter ve belgelerine el konulmuş olup, olay yerinde düzenlenen tutanak esas alınarak hazırlanan vergi inceleme raporu ile, defterlerde gider kayıtlarının bulunmadığı, dolayısıyla katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilemeyeceği iddiasıyla dava konusu tarhiyat yapılmıştır. Bu durumda davacının işyerinde yapılan arama ve defterlere el konulması işlemlerinin Anayasada ve Kanunda öngörülen usule aykırı olması nedeniyle, usulüne uygun olarak başlanılmayan vergi incelemesine dayanılarak yapılan tarhiyatta ve bu tarhiyata karşı açılan davanın reddine ilişkin Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Edirne Vergi Mahkemesinin 30.6.2004 günlü ve E:2004/30, K:2004/270 sayılı kararının bozulmasına 20.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Saygılarımla,

 

S.M. Mali Müşavir

Abdurrahman KIZILAY