Dar Mükellefiyet Kapsamında Olanların,Vergi Kanunları ve Sosyal Sigortalar Kanunu Açısından Değerlendirilmesi

Dar Mükellefiyet Kapsamında Olanların, Vergi Kanunları ve Sosyal Sigortalar Kanunu Açısından Değerlendirilmesi

 

DAR MÜKELLEFİYET KAPSAMINDA OLANLARIN, VERGİ KANUNLARI VE SOSYAL SİGORTALAR KANUNU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Değerli okurlar,
Ülkemizde hizmet akdi ile bir veya birkaç işverene bağlı olarak çalışan yabancı uyrukluların 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanununun 4/a statüsünde sigortalı sayılabilmeleri için mütekabiliyet(karşışılıklık) esasına dayalı olarak Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olmaması gerekmektedir. Bu yabancı işçilerin Türkiyede yerleşme şartı olup olmadığı Gelir vergisi yönünden önem taşımaktadır. Türkiye de yerleşme demek bir takvim yılı içinde altı aydan fazla oturanlar gelir vergisi kanununun 4. Maddesinin 2. Nolu fıkrasında tanımlanmıştır.Bu nedenle de Türkiye de bu madde hükmü kapsamında yerleşik olanlar gelir vergisi kanununun 3. Maddesine göre de tam mükellef
kapsamında değerlendirilmektedir.

Türkiyede yerleşmiş olmayan gerçek kişilerin sadece Türkiye de elde ettikleri kazanç veya iratlar üzerinden vergilendirilenler ise Dar Mükellefiyet kapsamındadır. Tam ve Dar mükellefiyet konusunu inceledikten sonra, Türkiyede faaliyet gösteren dar mükellef
kapsamında olanların herhangi bir hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi nam ve hesaplarına bağımsız olarak ticari,Serbest Meslek kazancı olanlar yine 5510 Sayılı Kanununun 4. Maddesinin (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar kapsamında sayılacaklar mıdır?

Bunun cevabı ise 4. Madde de Sigortalı sayılanlar kapsamında bulunmayıp Sigortalı sayılmayanlar başlıklı 6. Maddenin (e) fıkrasına göre Uluslararası Sosyal Güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklı kalmak kaydıyla yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluş
tarafından üç ayı geçmemek üzere bir iş için gönderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurt dışında ikamet eden ve o ülke kapsamında sosyal güvenlik mevzuatına tabi olanların 4/b kapsamında sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir.Burada dikkat edilmesi gereken konu, söz konusu gerçek kişilerin yabancı ülkede sosyal güvenlik kurumuna tabii olduğunu belgeleyememesi halinde ve yine yurt dışında ikamet etmemesi halinde de sosyal güvenlik yasamızın 4/b maddesi uyarınca sigortalı sayılması gerekeceği açıktır.

Gelir vergisi kanununumuza göre Türkiyede yerleşmiş olmayan kişilerin Türkiye de kazanç ve irat etmesine konu haller ise Gv.Kanununun 7. Maddesinde 7 ana başlık ile açıklanmış bunlardan;

Ticari kazancın Türkiye de elde edilmesi,

Zirai kazancın Türkiyede elde edilmesi,

Ücretlerde hizmetin Türkiye de ifa edilmesi,

Serbest Meslek faaliyetinin Türkiyede icra edilmesi,

GMSİ. da gayrımenkulün Türkiye de bulunması ve bu mahiyetteki mal ve hakların Türkiye de kullanılması veya değerlendirilmesi,

Menkul Sermaye İratlarında sermayenin Türkiye de yatırılmış olması,

Diğer kazanç ve iratlarda bu kazançları doğuran işlemin Türkiyedeifa edilmesi ve değerlendirilmesi olarak belirlenmiş. bu da zaten GV.kanununumuzun 2. Maddesindeki gelir unsurlarını oluşturduğu görülmektedir.

Yukarıda bahsettiğimiz dar mükelleflerin Türkiye de elde ettikleri kazanç ve iratlardan dolayı yıllık beyanname vermek mecburiyetinde olmayanlar ise GV.kanununun 101. Maddesindeki,

1. Gayrimenkullerin elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarını gayrimenkulün bulunduğu,

2. Menkul malların ve hakların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarını, mal ve hakların Türkiye`de elden çıkarıldığı,

3. Ticari veya zirai bir işletmenin faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi karşılığında elde ettikleri diğer kazanç ve iratlarını işletmenin bulunduğu,

4. Arızi olarak ticari işlemlerin yapılmasından veya bu nitelikteki işlemlere tavassuttan elde edilen diğer kazanç ve iratlarla,arızi olarak serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla elde edilen
kazançlar ve dar mükellefiyete tabi olanların 45 inci maddede yazılı işleri arızi olarak yapmalarından elde ettikleri diğer kazanç ve iratlar, faaliyetin yapıldığı veya yolcu veya yükün taşıta alındığı,

5. Gerçek usulde vergiye tabi mükelleflerin terk ettikleri işleriyle ilgili olarak sonradan elde ettikleri diğer kazanç ve iratlar (zarar yazılan değersiz alacaklarla, karşılık ayrılan şüpheli
alacakların tahsili dahil), ticari, zirai veya mesleki bir faaliyete hiç girişilmemesi veya ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde ettikleri diğer kazanç ve
iratları, vergisi tevkif suretiyle alınmamış menkul sermaye iratlarını ve diğer her türlü kazanç ve irada ilişkin ödemenin Türkiye`de yapıldığı,

6. Diğer hallerde Maliye Bakanlığınca belirlenen Yerin vergi dairesine münferit beyanname ile bildirmeye mecbur oldukları, Bu kazanç ve iratlardan serbest meslek faaliyetlerine ilişkin
olanların beyannamelerinin bu faaliyetlerin sona erdiği bu kazanç dışındaki diğer kazanç ve iratlarla ilgili beyannamelerin ise bu kazanç ve iratların iktisap olunduğu tarihten itibaren 15
gün içinde ilgili vergi dairesine verilmesiinin mecburi olduğunu ve , Geliri telif ve patent haklarının satışından ibaret olan ve tamamı üzerinden tevkif suretiyle gelir vergisi ödemiş bulunan dar mükellefiyete tabi kimselerin bu gelirleri için münferit
beyanname vermeleri ihtiyari (isteğe bağlı) olacağı belirtilmiştir.

Saygılarımla,
Mustafa Günşen

https://www.facebook.com/muhasebebilenlertoplulugu/