KDV’DE ORAN KAOSU

KDV’DE ORAN KAOSU
KDV’DE ORAN KAOSU

3065 Sayılı KDV Kanununun 28. nci maddesine göre; katma değer vergisi oranı, vergiye tabi her bir işlem için % 10 olup, Cumhurbaşkanı bu oranı, dört katına kadar artırmaya, % 1’e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası ve inşaatın yapıldığı arsanın veya konutun vergi değeri ve bulunduğu yeri esas alarak konut teslimleri için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir.

Cumhurbaşkanı’na verilen yetkinin kullanılmasıyla genel vergi oranı %18, bazı mal ve hizmetlerde %8 veya % 1 olarak uygulanmaktadır. KDV oranlarının yüksekliği ve karmaşıklığı, mükellefleri kayıt dışı işlemlere yönlendirmekte ve bu durum gelir üzerinden alınan vergilerde ciddi aşınmaya sebep olmaktadır.

KDV sistemimizde şu anda uygulanmakta olan tam/ kısmi istisnalar ve indirimli oran, süreç içinde sıklıkla yapılan eklemeler ve oran değişiklikleriyle çözülmesi mümkün olmayan bir bulmaca şekline dönüşmüştür.

Örneğin; Kemiklerde KDV oranını bulmak için:

1- Kemikler karkas içinde satılıyorsa % 1,

2- Kemikler üzerinde et varken satılıyorsa (but, pirzola) toptanda %1

3- Kemikler perakende olarak satılıyorsa %8,

4- Ancak kemikler etten sıyrılmış olarak satılmaktaysa % 18,

Olmak üzere dört farklı veriyi karşılaştırarak kemiklerde KDV oranının bulunması gerekmektedir.

Örneğin; konutlarda KDV oranını bulmak için:

1- Konutun net alanına göre %1 veya %18

2- Konutun yapıldığı arsanın emlak rayiç bedeline göre %1, %8 veya %18

3- Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde %1, %8 veya %18

4- Konut inşaatı yapı ruhsatının alınma tarihine göre %1, %8 veya %18

5- 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerde % 1

6- Konut satışının yapıldığı kişi veya kurumların Türk Vatandaşı olmaması halinde istisna,

Olmak üzere altı farklı veriyi karşılaştırarak konutlarda KDV oranının bulunması gerekmektedir.

Gıda ürünlerinin toptan ve perakende teslimlerinde farklı oranlar uygulanması birçok soruna neden olmakta, kayıt dışılığı da artırmakta ve tüketicinin ödemesi gereken vergi çoğunlukla satıcının üzerinde kalabilmektedir.

Lokanta ve benzeri işletmeler, toptan olarak aldıkları et, meyve ve sebze gibi ürünlerin satın alınmasında %1 oranında KDV öderlerken, ürünlerin perakende tesliminde %8 KDV tahsil etmektedirler. Bu da fiyat baskısının yüksek olması nedeniyle %7 oranındaki KDV’nin, tüketiciye yansıtılamayarak esnafın üzerinde yük olarak kalmasına neden olmaktadır.

Konaklama ve yiyecek-içecek sektöründeki KDV oranı % 8 olmakla birlikte, bir otelin bünyesindeki hizmet birimlerinde verilen yiyecek içecek servisleri farklı KDV oranlarına tabi olmaktadır.

Restoran, kahvaltı salonu, kafeterya, vitamin bar vb. yerlerdeki hizmetlerde KDV oranı % 18, bu gibi alanlar dışında kalan yiyecek içecek servislerinde KDV oranı % 18 olmakta veya restoranda verilen yemek servisinde KDV oranı % 8 iken, bu mekândaki yemekli bir organizasyonda oran % 18’e çıkmaktadır.

Yukarda vermiş olduğumuz örneklerdeki gibi KDV oranı kaos haline gelmiş onlarcasını saymak mümkündür. Oranlardaki bu kaos mükelleflerdeki vergi direncinin artmasına sebep olmaktadır.

Vergi kaçakçılığının ve vergiden kaçınmanın en önemli nedenlerinden birisi de vergi mükelleflerinin vergi ödememe konusunda direnç göstermeleridir. Kişi, kazandığını en az kayıpla elinde tutabilmek, vergi ödememek ya da daha az ödemek amacıyla aklını kullanır; yeni yöntemler icat eder, yeni araçlar keşfeder.

 

Vergi oranlarının yüksek olması, vergi sisteminin kolay anlaşılır bir yapıda olmaması ve sürekli değiştirilmesi mükelleflerin vergi direncini artıran en önemli faktörlerdir.

Yüksek vergi oranlarının, kişilerin satın alma gücünü direkt etkilemesi nedeniyle vergi direncinin başlıca belirleyicilerinden biri olduğundan, mükelleflerin vergileme karşısındaki tepkilerinin derecesi ile vergi oranları arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır.

Çünkü vergi oranlarının artması ile üstlenilen vergi yükü artmakta, artan vergi yükü sebebiyle mükellefin kullanılabilir geliri azalmaktadır. KDV oranlarının yüksek ve uygulamanın karışık olması sebebiyle, fatura-fiş pazarlığı yapılmakta ve belgesiz alış-veriş yaygınlaşmaktadır.

KDV sisteminin kolay anlaşılabilir bir yapıda olmaması; çok daha basit olabilecek KDV beyannamesinde doldurulması gereken yüzlerce satır oluşmasına sebebiyet verdiği gibi uygulayıcılar olarak Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin işini de zorlaştırmaktadır.

 

KDV oranının mükellefleri kayıt dışılığa yönlendirmeyecek bir seviyeye çekilmesi halinde,  KDV olarak bütçe gelirini artıracağı gibi, gelir üzerinden alınan Kurumlar ve Gelir Vergisinin tahakkuk ve tahsilâtına da olumlu etki yapacaktır.

Temel bazı mal ve hizmetler haricindeki tüm mal ve hizmetler için fazla yüksek olmayan tek bir KDV oranı veya olabildiğince az sayıda oran uygulanmasının faydalı olacağını düşünmekteyiz. Kanunun belirlemiş olduğu % 10 oranı genel KDV oranı olarak daha faydalı olacaktır.

Buna göre, makul düzeyde bir genel oran(%10), temel ihtiyaçları karşılayan mal ve hizmetlerde indirimli bir tek oran (%4) ve az sayıda vergi istisnası KDV sistemini basit, verimli, uygulanabilir ve anlaşılabilir hale getirecektir.

MUSA İNCİ

YMM