DEFTER BEYAN SİSTEMİNE SÜRESİNDE KAYIT YAPTIRMAYANLARA CEZA VERİLEMEZ

 

DEFTER BEYAN SİSTEMİNE SÜRESİNDE KAYIT YAPTIRMAYANLARA

CEZA VERİLEMEZ

 

482 Sıra NO’lu VUK Genel Tebliğinin Defter Beyan ile ilgili  “Sorumluluk ve Ceza Uygulaması ” başlıklı 1. maddesinde,

“Defter-Beyan Sistemini kullanmak mecburiyetinde olmakla birlikte Tebliğde öngörülen süreler içerisinde başvuru yapmayan, başvuru yapmakla birlikte belirlenen süreler dâhilinde kayıt yapma, defter tutma, beyanname, bildirim ve dilekçe gönderme, belge düzenleme ve benzeri yükümlülüklerini yerine getirmeyen mükelleflere 213 sayılı Kanunun ilgili ceza hükümleri tatbik olunur.”  Düzenlemesine yer verilmiştir.

Anayasanın 38’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, … kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” ifadesiyle “suçta kanunilik”; üçüncü fıkrasında da “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri, ancak kanunla konulur” ifadesiyle de “cezada kanunilik” ilkeleri güvence altına alınmıştır. Anayasada öngörülen “suçta ve cezada kanunilik ilkesi”, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne çıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Anayasaya paralel şekilde 5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Kanunilik İlkesi” başlıklı 4’üncü maddesinde hangi fiillerin kabahat oluşturduğunun, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği; kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının, ancak kanunla belirlenebileceği kurala bağlanmıştır.

Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, hukuk devletinin kurucu unsurlarındandır. Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanısıra, suç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve öneme sahip olup, bu kapsamda kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı keyfi bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte, buna ek olarak, suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili olarak uygulanması sağlanmaktadır. (AYM, B. No: 2013/849, 15/4/2014).

Kamu otoritesinin ve bunun bir sonucu olan ceza verme yetkisinin keyfi ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi, kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu doğrultuda, kamu otoritesini temsil eden yasama, yürütme ve yargı erklerinin, bu ilkeye saygılı hareket etmeleri; suç ve cezalara ilişkin kanuni düzenlemelerin sınırlarının, yasama organı tarafından belirgin bir şekilde çizilmesi, yürütme organının sınırları kanunla belirlenmiş bir yetkiye dayanmaksızın, düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ihdas etmemesİ, ceza hukukunu uygulamakla görevli yargı organın da kanunlarda belirlenen suç ve cezaların kapsamını yorum yoluyla genişletmemesi gerekir. (B. No: 2013/849, 15/4/2014)

213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 486 Sıra No’lu tebliğinin 16. maddesine istinaden Basit usule tabi mükellefler ile serbest meslek erbapları (noterler ile noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar hariç) 01/01/2018, diğer mükellefler ise 01/01/2019 (serbest meslek kazanç defteri yanında işletme hesabı esasına göre defter tutanlar açısından 01/01/2018) tarihinden itibaren Sistemi kullanmaya başlayacaklardır.

Ancak sistemin kullanılacağı ilk tarih olan 2018 dönemi için bu Tebliğin Geçici 1. Maddesi “ Bu Tebliğin 16 ncı maddesi kapsamında 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 31/12/2017 tarihine kadar Sistemi kullanmak üzere yapılması gereken başvurular serbest meslek erbapları tarafından 31/1/2018, basit usule tabi olan mükellefler açısından ise 30/09/2018 tarihine kadar yapılabilecektir.” şeklinde değiştirilmiştir.

Ayrıca, 213 sayılı Kanuna 175 maddesinin 3. Fıkrasına göre  gerçek ve tüzel kişilerce uyulması gereken kuralları ve bilgisayar programlarının içermesi gereken asgarî hususlar ile standartları ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığının yetkili olduğu hükmü yer almaktadır. Ancak, bu zorunluluğa uymayanlara ne tür ceza kesileceği konusunda tebliğde net bir belirleme yer almadığı, sadece 213 sayılı Vergi Usul Kanunun Kanunun ilgili ceza hükümleri tatbik olunur şeklinde belirleme yoluna gidilmiştir. Tebliğin söz konusu ceza maddesi de “Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi”ne aykırılık teşkil ettiği açıktır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki;  Defter-Beyan sistemine süresinde kayıt yapmayanlar hakkında Vergi Usul Kanununun hangi ceza hükümlerine göre bir yaptırım yapılacağı açık ve net bir şekilde belirtilmediğinden kanuni herhangi bir düzenleme yapılmadan verilebilecek ceza veya yaptırım hukuka aykırılık teşkil edecektir.

Saygılarımla

S.M. Mali Müşavir

Abdurrahman KIZILAY